Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Twitter etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

"Delikanlı Hatun Deyince"

   Aslında bu başlıkta, geçenlerde Twitter’da kullanılan bir etiketti. Dedim ki, “Kezbanlar” ile ilgili yazımda da geçen bu terimi ayrıntılı olarak incelemem lazım. Ve bu yazıyı yazmaya karar verdim. Bana göre delikanlı hatun kimdir? Delikanlı hatun deyince aklıma ne geliyor?    En kısa tanımıyla bence hayata karşı sağlam bir duruşu olan, politikadan anlayan, felsefe seven, bilimsel açıdan olaylara yaklaşmasını bilen, insan hakları savunucusu hatun kişidir. Dişi kimliğinin ardına sığınmaz, neyse o'dur, neyse öyledir, azsa azdır, çoksa çoktur, âşıksa âşıktır, âşıksa âşık değilmiş gibi yapan kadınlardan değildir, tırnağı kırıldığı için surat asanlardan hiç değildir.    Belki de olması gerektiği gibi kadındır. Öyle illa mertlik dürüstlük "erkeksi" olmakla filanla alakalı değildir. Delikanlılık olması gerektiği gibi insan olmakla ilgilidir. Belki de daha düzgün anlatımı ile erkek jargonu zannedilir, oysa delikanlı son derece cinsiyetsiz bir sıfattır. Pek...

Kezban Ne Demek? "Kezbanlara Not"

   Bu yazıyı neden yazdığım konusunda bir fikrim yok. Geçen gün Twitter’da bu etiket en çok konuşulan konular arasında idi. Hatta etikete ara sıra girip ben de baktım, merak ettim yani. Ve bu konu üzerine düşüncelerimi yazmalıyım dedim. Burada neleri yazacağım, bence “Kezban” kimdir? “Kezban” olmamak için neler yapılmalı? Falan filan yani…    İlk başta şunu belirteyim bu yazımda kesinlikle bir cinsiyetçilik ayrımı yapma amacı gütmediğimi peşinen belirtirim. Buradan cinsiyetçi bir şey çıkartmayın gereksiz yerlere kadınlara hakaret filan manası. Kadın düşmanlığı ile alakası olmayan kelime bence Kezban. “Kezban ve Kamil” kelimeleri Türkiye'deki ziyan edilmiş kadın-erkek algısının ve kadın-erkek ilişkilerinin esprili bir karikatürizasyonudur. Eğlencelidir, arka plan trajiktir o ayrı. Burada yazacağım davranışları yapan erkek modellerine de “Kamil” deniyor, neden öyle diyorlar onu bilmiyorum aslında “Kamil olmak” iyi bir şeydir. Neyse keşke “Kamil” yerine başka bir isim...

Sosyal Medya ve Gezi Parkı

   Yıllarca bilgisayar başından kalkmıyor diye eleştirilen gençlik; bilgisayar başında haberleşip bir ülkenin karanlığa gidişine dur demek için, gelecek nesillerin özgürlüğü ve hakları için, bir halkın uyanışını gerçekleştirerek sokağa döküldü. İşte burada sosyal medyayı o kadar etkili kullandı ki para ile susturulmuş medyaya yapılan yatırımlar boşa çıktı.    Direniş sürecinde en çok duyduğumuz terimse şüphesiz sosyal medyaydı. Özellikle Twitter eylemlerin sinir sistemini oluşturdu. Olayların tırmanışa geçtiği 29 Mayıs ile 10 Haziran tarihleri arasında Twitter’da yazılan Türkçe içeriğinin tamamını oluşturan 143 milyon 795 bin 432 adet mesaj üstünde gerçekleştirildi.    Medyayı susturmak basitti ceza kesilir olmadı işten çıkarma yöntemleri kullanılırdı ama milyonlarca İnternet kullanıcısını nasıl engelleyeceklerdi. İşte bu çok korkuttu. Yeri geldi İnterneti kesmekle tehdit ettiler yeri geldiler Twitter ve Facebook’a yasak koymakla. Yeri geldi bu şirke...

Kişinin Sosyal İfşa Aygıtları

Başta en popüler olan sosyal ağlardan söz etmek gerekiyor. Onun dışında haber siteleri, forum siteleri, alış-veriş siteleri, sözlükler, video ve ses materyalleri yüklediğimiz siteler ve bloglar diye gider bu liste. İnternet müthiş bir veri depolama ve paylaşıma sunma mekanizmasıdır. Yıllar önce girdiğin bir ileti, yüklediğin bir görsel,/işitsel doysa karşına çıkabilir. Nasıl çıkacağı meçhul şimdilik fakat bunların depolandığı ise bir gerçek. Gerçek değilse de müthiş bir öngörüdür. Popülaritesi yüksek sosyal ağlar dediğimizde ilk iki sırayı Facebook ve Twitter alıyor. Bilgi ve kişisel beğenilerin, görüşlerin her yerden paylaşılabildiği bu tür mecralarda, kişi kendini neden kısıtlamalı? Yada kişi kendini kısıtlama ihtiyacı duyuyor mu? Pekala duymuyor.. Aksine attığı adımdan, girdiği kafeden, bindiği otobüsten, içtiğinden yediğinden, sıçtığı klozetten bile haberdar ediyor kendini takipçilerine. Bunun amacı ne olabilir? Eğer yakın zamanda bir makale yazmam gerekiyorsa konusu "sosyal...

Twitter Gündeminin Yarısı Belli

Twitter kullanan bilir, sol tarafta "Gündem" diye bir zımbırtı var. Hakkını yemeyelim bazen işe yarıyor, bilmediğin bir şey olunca rastlantı sonucu öğrenebiliyorsun oradan. Alt alta on tane başlık var Türkiye'de en çok konuşulan on vıdıvıdının listesi. Gel gör ki, bu on tane başlığın yarısı Türk futbolunun dev takımlarının taraftarlarına ayrılmış gibi. Birbirlerine laf sokma, çamur atma tabiri caiz (biliyorum) sidik yarıştırıyorlar. Fanatik tipler için bu önemli bir sanal mücadele olabilir ama benim gibi standart bir futbol takipçisine çok komik geliyor. A takımı B takımına çamur atıyor, B takımının derdi C takımı ile zaten, C takımı tınlamıyor A, B takımına "anneme dicem sizi" der gibi davranıyor. Diğer kulüpler ne güzel ya? Hiç böyle saçma polemiklere girmiyorlar ya da giremiyorlar ama iyiler böyle. Neresinden tutarsan elinde kalan bir lig oldu çıktı. Fenerbahçe'de UEFA tarafından şampiyonlar ligine alınmış galiba, ülke için artı puan olur umarım. Bide uzu...

Hilal Cebeci

Blog sayfama konu olabilecek kadar önemli bir şahsiyeti eleştireceğim sanıyorum. Aslında eleştirmeyi yazıya almayı düşünmemiştim bu geceye kadar. Okan Bayülgen'in sunduğu "Kral Çıplak" programına konuk olan Hilal Cebeci'yle güzel bir söyleşi ortaya çıktı. İzledim, dinledim ve bir şeyler diyebilirim artık. Son dönemde adını sıkça duyduğumuz Hilal ablanın, sosyal medyayı iyi kullandığı aşikardır. Sosyal medya içerisine gazeteler, dergilerde dahil. Fotoğraflarını Twitter üzerinden hayranlarına servis edip, üzerine yorum yaptığını biliyoruz. Tweetleri hep komik ve aptalca görünse de düşündürücü sözlere sahip biri. Onu Twitter'da takip etmiyorum fakat bu gece "etsem mi?" dedim kendime, sonra vazgeçtim. Programa telefonla katılan seyircilerin güzel soruları vardı. Bazılarında zorlandı gibi ama cevaplamalarını yaptı. Evlenebileceği erkekler arasında Lionel Messi, Eminem gibi popüler insanlar varmış hihi. Takipçilerine "Panpiş" diyerek hitap ettiğini b...