Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Uyku etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Dağınık Beyin Rüyaları

Bazen rüyayla gerçeği karıştırdığımız anlar olur. Genelde de mutlu anılarla doludur. Çoğu rüyadır zannımca. Gerçek olmasını o kadar dilemişiz ki, rüyasını görünce gerçekten olmuş gibi kabul ediyoruz. Edebiliyoruz o kadar iyimser, mutlak bakıyoruz olaya.Yaşanılmadığını öğrenince ümitsizliğe kapılan oluyor mu? Belki bir gün he? İhtimaller denizi... Şarkılarda öyle değil mi sanki? Benim yerime bir başkası "sevgiliye" edilebilecek en iyi/kötü sözleri söylerken biz içimizi/kalbimizi rahatlatabiliyoruz fakat şarkıya eşlik etme koşuluyla. Ne var ki, düşlere dokunamıyoruz. Peki ama neden görüp, duyabiliyoruz? Bilim kurgu filmlerinde mantık arayan insan örneği olabilir miyiz? Bunların aksini de düşünelim. Gerçekten olmuş bir olayın üstüne gelen garip rüyalar serisine inanmak mı kolay, yoksa milyoner olduğuna inanmak mı? Yine o kadar dilemiş olmalıyız ki, istediğimizi yapabilmiş ve bir başarı sağlamışızdır. "Bu bir rüya mı?" sorusu sorarız, hatta "Yine mi rüya görüyor...

Uyuya Kalmak

     Harbiden uyumanın yeri yok arkadaş, biraz hayal gücümü çalıştırarak “nerede uyuya kalınır” diye düşünmeye başladım. Doğaçlama gelişecek bir yazıyı okumaya hazır olduğunu da düşünmek isterim. Başlıyoruz…      Basit başlayalım… Yatakta uyuya kalmak mesela? Bu çoğumuzun başına gelmiştir ve uyuya kalmanın en güzel yerlerinden biridir. Yumuşak ve rahat ve sıcak bir yer. Bide istemden uyumak, uykuların en güzellerindendir. Yastık sefası yapanlardan mısın? Gerçi ben yastıksız yatabiliyorum ama yorgansız falan asla uyku girmez gözüme.      Yolculuk esnasında uyuya kalmak: Genelde otobüs yolculuklarında olur bu. Hele ki uzun yol giderken. Şehir içi otobüslerinde uyuya kalmanın cezası büyük oluyor abi. İneceğin durağı geçiyorsun, büyük caddeye giriyorsun karı yola geçecek geçit yok, mecbur bir sonraki bir sonraki durakta ineceksiniz. Geçenlerde tramvayda uyudum, uyuya kaldım daha doğrusu. Son durakta inecektim zaten. Tramvay son durağa gelmiş...

Yalnızlığım

Akşam üstü her zaman ki gibi fırına uğrayıp ekmeğimi alıp eve gittim. Bahçemdeki demir kapıyı açtım ve evin kapısına doğru yürümeye başladım. Kapının önünde faturalar ve kredi kartımın expressi gelmişti onlarıda alıp eve geçtim. Odalar biraz karanlıktı, sabah işe geç kalıyordum bırak perdeleri açmayı, kahvaltı bile yapamamıştım. Hava kararmak üzereydi ışıkları yakıp, dünden kalma yemekleri ısıtmaya gitmeden önce televizyonu açtım. Akşam haberleri başlamıştı biraz izledim. Haberleri izlerken bir ölüm haberi dikkatimi çekti. Yalnız başına yaşayan adam evinde bir nedenden dolayı ölüyor ve cenazesini üç gün sonra buluyorlar. Adam yalnız yaşadığı için kimse yokluğunu farkedemediler. Evden kokular gelmeye başlıyınca şüphelenip polise haber veriyorlar ve cenazesi morga götürülüyor. Aslında böyle ölüm ona hiç yakışmamıştı tek başına yalnız sessiz sakin… hiç ama hiç yakışmamıştı. Olduğum yerde donup kaldım… Açık konuşmak gerekirse çok üzülmüştüm. Geç olmadan yemeğimi hazırladım ben ve televizyo...