Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Doğum Günü etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Plaketten Hediye

Şimdi her doğum günü merasiminden sonra buraya gelip, "şunu yaptık, bunu ettik" demek hoş olmayabilir. Ama uzun bir süre mola vereceğimizi söyleyebiliriz. Ya da bunu bir tek ben diyor da olabilirim. "Hep daha iyisi için" sloganıyla düzenlenen organizasyonların, hazırlık aşamalarında keyif aldığım bir gerçek, fakat bu işlerin artık devredilebilirliğinin geldiğini düşündük. Hani Teoman'ın müziği bırakmasının altında yatan sebep gibi, "daha üretemiyoruz" deyip işin içinden sıyrılmak belkide amaç. Neyse bu bir iç temizleme şeysi değildi. BAL A.Ş'nin onursal başkanı olarak bildiğimiz Fatma Ünlüsayın'ın doğum gününü kutlayarak bir nevi jübile mi yaptık ne yaptık bilmiyorum ama kutlamadığımız doğum günü kaldı mı? Öyle yakın tarihler ki bide yani galiba. Ben annemin doğum gününü unuttum ya. Olacak iş mi? Doğum günü deyip geçmeyin, ufak bir kutlama bazen çok şey demek. Plaket hazırladık ki bu iş için üstün çabalarından dolayı Gürkan Demirbaş'a...

Yaşlanmak Ballarla Güzeldir: BAL A.Ş

Bence bir yıl için belirlenmiş 365 gün çok az, gerçekten az. Bal A.Ş'nin tanımı yaparak "nedir bu?" soruları cevaplarını bulsun. Bal ailesinin "Baliçesi" olarak sayın Fatma Ünlüsayın'ın kutsaması sonucu Bal Ailesine katılanlara "Bal" denir. Bal A.Ş ise tamamen hayal ürünü bir şirket olmakla beraber, çeşitli organizasyonların gerçekleşmesi için maddi manevi işbirliğinin yapıldığı dükkan. Gerontoloji nedir? Bu soruyu Gerontoloji bölümü öğrencilerinden ayrı bir başlık olarak alacağız. Doğum günü sahiplerinin bu bölüme mensup öğrenciler olduğunu belirtmek isterim. Bu iki doğum günü sahibi aynı zamanda yazarlarımızdan Sıla Ayan ve Berkay Engin. Doğum günleri... Kesinlikle hatırlanması gereken nadir günlerdendir. Hatırlamak yetmiyor bazen, bir şeyler yapmak gerekir. Aslında bu tür organizasyonların en zevkli yanı, hazırlık aşamasıdır. Tatlı bir yorgunlukla sona erer ve her şey hediye tesliminde uçup gider. Gülen yüzler en büyük geri dönüş olur. Tar...

Keyifli Bir Kutlama

Sevdiğiniz arkadaşlarınızın doğum günlerini kutlamak istersiniz. Sıradan bir kutlama olmaması için elinizden geleni yapmak ve onun çok çok mutlu olmasını arzu edersiniz. Eminim birçok klasik kutlama türünden herhangi biri bile yeterli oluyordur.  Kutlama planı hazırlanmış ve ön hazırlıklara başlanmıştır. Bu hazırlık aşamasının en sevilen noktası yaşanan aksilikler olsa gerek. Şahsen benim çok hoşuma gider. Son dakikalara yaklaştıkça bir koşuşturma, her şey kontrolüm altında havaları falan... Basit bir kutlama yapılacak ama her şeyin yolunda ve sakin bir şekilde ilerlenmesi beklenir. Kendinden panik arkadaşlarla çalışılıyorsa iş zora girebilir. Çalışma ekibimiz gayet soğukkanlı ve işin eri gibiydiler. Ama plastik çatal yerine, plastik kaşık almasaydık iyiydi. Hayır, bence kaşıkla da güzel yeniyor deneyim oldu. Deneyiniz de... Doğum günü sahibine bir şey belli etmeden, onu kutlama alanına çekme görevi, galiba biraz daha tehlike kokan bir iştir. Her an ağzından bir şey kaçırıp, ya...

19. Şubat...

Annem ya… Herkesten önce, daha doğum günüme üç dört gün kala hatırlatıyor bugünü fakat en son o kutluyor ve ilk ondan başlıyorum günün özetine. Bütün gün bekledim annemi, arasın kutlasın tamam yani. Gece yarısını geçti 21 Şubat oldu 6 dakika sonra annem aradı. Yani, üç beş dakika daha aramasaydı, bir şey oldu bu kadına diyecektim ki, zaten pastasından yiyemedim canını yediğimin. Olsun kutladılar yine de eheh. Güne on bir otuz civarı başladım. Sıradan ve basit bir gün olarak uyandım. Gece yarısından hemen sonra kutlamaya başlamışlardı zaten, sabahta art arda gelen kutlama telefonları güne bildiğin gülümseyerek başlamama sebep oldu. Birkaç saat sonra sevdiğim iki arkadaştan bir hediye aldım ve bunu tahmin etmiyordum. Akşam derse gittim, elimden geldiğince yapmaya çalıştığım beş çayı muhabbetim var kendimle, muzlu kek ve çay yanında… iyi gidiyorlar ya. Neyse çay keyfi yaparken arkadaşın biri geldi masaya doğum günümü kutladı sonra tuttu elimi öptü hatta alnına koydu ya. Çok utandım “napiy...

Bugün Benim Doğum Günüm

İnsan hayatında her yılın ayrı bir güzelliği ve apayrı bir önemi vardı. Yıllar geçtikçe biriktirdiği anıları, arkadaşları, ailesindeki kişi sayısı bile artar. Büyümek zorunda olduğumuz için ölüyoruz. Büyüdükçe olgunlaşıp, doğruyu yanlışı öğreniyoruz. Büyürken sadece fiziksel olarak gelişmiyoruz; Her seferinde acı çekerek büyüyoruz. Gün geçtikçe terazinin dengesi bozuluyor, bir taraftan sürekli kaybederken diğer taraftan kazandıklarımızı sıralıyoruz. Eşitlik her zaman mümkün olmuyor. Ayakta kalmak güçlü insanların işidir. Mümkün olsun isterdim, şimdiki zamandan bir şey kaybetmeden çocukluğumu izlemeyi, tam olarak ne hissettiğimi, neler yaptığımı, niye yaptığımı da tekrar gözden geçirmek isterdim. Sonra bir yabancıymış gibi izlemek… Kendime dair unuttuğum o kadar çok şey var ki; Bazen durup, kendimi sorguya çektiğim anlar oluyor, ve gülümseyerek cevapsız bırakıyorum. Dünya üzerindeki müthiş bir oyunun parçalarından biriyim, dünya da bir görevim var, yaptığım her detaylı hareketin, b...

Öğretmen

Ben 7 yaşındaydım. İlkokul birinci sınıfa başlayacaktım. Küçüktüm, korkuyordum ve garip bir mutluluk birde heyecanı vardı. Okullar açılmıştı, sınıf çok kalabalıktı, anneler babalar bile sınıfta çocuklarının yanındaydı, ta ki biri gelene kadar. Uzunca boylu, beyaz saçlı, takım elbiseli biri girdi kapıdan. Sınıfın ebeveynler tarafından boşaltılmasını istedi. Sanki “Burada onların annesi de, babası da benim” dermiş gibi. Okulu seviyorsun, alışıyorsun, yeni şeyler öğreniyorsun, aynı zamanda büyüyorsun. Ortaokula geçtiğimizde ilk defa birden fazla öğretmen derslerimize girecekti, “hangisini daha çok severim” düşüncesi o zamanlar hiç yoktu ki aklımda. Eskiye göre daha zordu değişmek, büyüme sürecimiz mi yavaşlıyordu, seçme şansımız mı azalıyordu? 7.sınıfın başında yeni bir okul, yeni arkadaşlar ve yeni öğretmenler… “Hangisini daha çok sevebilirdim” düşüncesinin tohumu henüz atılmamışken daha… Adapte olunuyor, olunmak zorunda. Büyümeni engelleyemezsin. Lise dönemine geçişte kolay olma...