Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Umutsuzluk etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Bir Avuç Umut

Bazen durduk yere küfredersin hayata, boş boş bakarsın etrafa. Seni dinleyen kimse yok, sanırsın aslında, yalnız kaldığına inanırsın çoğunlukla, kaybettiğini düşünürsün ara sıra, uyursun uzunca, kalkarsın aynı suratla... Yeniden ve yeniden büyürsün boşlukta. Yağmur kırıntılarını toplarsın balkonunda, yeşil gökyüzü görürsün deniz kıyısında, güneş batarken kırmızı yüzler vardır kameran da... Herkes üstün gösterir kendini, mazlumun yanında, çokbilmiş dostum olacağına, cahil ebeveynlerim olsun daha akıllıca. Yüksek dozla kullanıyoruz sevgiyi. Çabuk gösteriyor etkisini, hemen aşık ol sonra öl... Maviler siyaha dönüşürken, bir kalp ölürken, uykusuzluktan kapanan göz kapaklarına geçiremediğin sözlerini artık kendin bile duyamadığında, sağır edici siren sesleri kulaklarını sağır ederken, kolların, ayakların, dudakların artık çalışmazken, diri bedenine nüfuz eden zehre engel olmazken gelirler omuzlarına basarak yükselirler. Yani, düşene bir de onlar vururlar. "Var mı sorusu olan?" ya ...

Bir Şarkının Hıçkırığı

Öyle zamanlar olur ki, başta kendini üzmemek için susarsın, koyu bir karanlığa bakıp sonunun gelmeyeceğini bilerek hemde. İçinde bir şeyler muhakkak sıkar seni, hele kalbin buna hiç gelemez, kırılır pul olur. Öyle anlar var ki, söylenecek o kadar söz olur ki... Sen susarsın, o üzülmesin diye, sen kendine ağlarsın o bilmesin diye. Hep onun için harcarsın kendini, yinede kaybedersin, zaten alışıksın dimi? Unutmanın mümkün olduğunu düşünürsek, size yemin ederim ki en önce canınızı yakan insanlardan kurtulmak isterdiniz. Akla geldikçe hüznün bedene çöküşünü kaldıramaz her beyin. Bir yerde sonra salıyorsun çayıra. Bide "tükürdüğümü yalamam" olayı var, kim tükürüğünü yalar ki? O tükürük hiç çıkmamış olsa ağzından zaten hep içinde kalacak. Daha bebekken kusmaya başlıyoruz oysa. Akıl bazı şeyleri hazmedemiyor sıçıyorsun ortalığa. Hep onun hatası yüzünden değil mi? Aman üzülmesin, aman kırılmasın, aman benden soğumasın diye diye, götümüzü yırtıyoruz. Kurşunun önüne atlayacak kadar da ...