Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Kitap etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Serenad - Zülfü Livaneli

"Her şey, 2001 yılının Şubat ayında soğuk bir gün, İstanbul Üniversitesi'nde halkla ilişkiler görevini yürüten Maya Duran'ın (36) ABD'den gelen Alman asıllı Profesör Maximilian Wagner'i (87) karşılamasıyla başlar. 1930'lu yıllarda İstanbul Üniversitesi'nde hocalık yapmış olan profesörün isteği üzerine, Maya bir gün onu Şile'ye götürür. Böylece, katları yavaş yavaş açılan dokunaklı bir aşk hikâyesine karışmakla kalmaz, dünya tarihine ve kendi ailesine ilişkin birtakım sırları da öğrenir. Serenad, 60 yıldır süren bir aşkı ele alırken, ister herkesin bildiği Yahudi Soykırımı olsun isterse çok az kimsenin bildiği Mavi Alay, bütün siyasi sorunlarda asıl harcananın, gürültüye gidenin hep insan olduğu gerçeğini de göz önüne seriyor. Okurunu sımsıkı kavrayan Serenad'da Zülfü Livaneli'nin romancılığının en temel niteliklerinden biri yine başrolde: İç içe geçmiş, kaynaşmış kişisel ve toplumsal tarihlerin kusursuz Dengesi." Tanıtım bülteninden alınmış...

Sevgili Milena'ya Mektuplar - Franz Kafka

Hepimizin içinde biraz Kafka mı var? Bu soruyla bitirdim kitabı. Milena'ya yazılan onlarca mektubun içinde kendinize mutlaka bir pay ayırıyorsunuz. Yani samimi bir kitap olduğunu söylemek yanlış olmaz. Nİtekim mektuplar özel hayatın yansımalarıdır. Peki bu mektupların yayınlanması sizce etik miydi? Hele ki Milena'nın cevapları ortada yokken...  ''Palto giymeye üşenirken bu koca dünyayı sırtımda nasıl taşırım ben? İçinde bulunduğum durumu kimseye anlatamam. Sen de anlamazsın Ben bile anlamıyorum ki başkasına nasıl anlatırım?" "Ah Milena!" diye serzenişte bulunduğumuz anlarda oldu, "neden?" dediğimiz yerlerde vardı. Bu aşkın bir kördüğüm olduğunu mu düşünmeliyiz yoksa gerçekten öyle miydi? Kafka bize çok soru işareti bıraktı. Anlaşılmaz bir adamdı ama aynı zamanda neyi anlamadığımızın da farkındaydık. Ağır bir edebi dil kullanıldığı için bazı bölümleri tekrar okumakla ancak idrak edebiliyoruz.  "Yanımda yürüyordun Milena, düşünsene, yanımda y...

Memurun Ölümü - Anton Çehov

"Güzel bir akşam vaktiydi" diye başlıyor hikayemiz. Rus yazar Anton Pabloviç Çehov'un sıradan insanları konu edindiği, statü-mevki kaygısı taşıyan insanların davranışları genelinde yazdıklarıyla bilinir. Yazı stili "Çehov Hikayeleri" olarak da bilinir. "Memurun Ölümü" deneme tarzında yazılmıştır ve giriş, gelişme, sonuç ögeleri barındırmaz. Yalın ve net bir ifade kullanılmıştır. Kara mizah türüne de ait olduğu söylenebilir. Durum hikayelerinin en çok okunan yazarlarından biridir. Okuduktan sonra sorguladığınız bir çok başlık olacaktır. Özeti: Sıradan bir devlet memurunun tiyatroda oyun esnasında hapşırması sonucu gelişir olaylar. Hapşırmak doğal bir olaydır fakat rahatsız edici de olabilirdi. Bakanlıkta çalışan statülü birinin ensesine doğru hapşırdığını fark edince şaşıran sıradan memur Çerviakov, ondan özür diler. Oyun arasında bir kez daha diler, ertesi gün yanına gidip tekrar özür diler. İş çıkışı tekrar özür dilemeye yanına gider. Bakan hiçb...

Oğuz Atay'dan Tutunamayanlara Kısa Notlar

"Beni anlamalısın… Çünkü ben bir kitap değilim. Öldükten sonra kimse beni okuyamaz. O yüzden yaşarken anlaşılmaya mecburum."      Ve bu yüzden merak ettiğin ne varsa ya şimdi sor ona, yada unut gittiğin bir yerde. Uzun yolculuğun olursa al beni de yanına, daya başını camlara, sen oturduğun yerde hareketsiz, geride kalan herşey ters yöne koşuyor.. "Ne yeniden yaşamak mümkün, Ne de yaşadıklarını silebilmek..."      Düz bir zaman çizgisi üzerinde geriye dönüp bakmaya müsaade var fakat geriye dönük düzenlemeler yapmak nefes aldığın ilk günden itibaren yasaklanmıştı. Ne kadar az hata yaparsan, o kadar daha hata yapma olasılığın artacaktı. Yani normal olanı yaşıyoruz. Bol hatalı, bol yanlışlı. "Çünkü sevmek, yarıda kalan bir kitaba devam etmek gibi kolay bir iş değildi. Ya hiç sevmemişsem bugüne kadar?"      Sende haklısın ve hiç emin olamadığın şeylerle yaşamaya devam ediyorsun. Yaşamak senin için boşa kürek çekmek gibi bir şey...

Erasmus'un Savaşa Karşı Kitabının Yorumlanması

   Deliliğe Övgü’nün yazarı Erasmus’un bu ölümsüz yapıtını yorumlamadan önce Erasmus ile ilgili bir iki kelam edelim. Desiderius Erasmus, 1466-1536 yılları arasında yaşamıştır. Avrupa'nın ortak bir sanat ve bilim çatısı altında birleşmesine yaptığı katkılardan dolayı ve çağının eğitim felsefesine olan etkisi ile programa uygun bir isim olarak düşünülmüştür, yani Erasmus programının adı bu abiden gelmektedir. Zaten hayatı boyunca da bu abimiz Avrupa’nın birçok ülkesinde yaşamış bulunmaktadır. İyi bir matematikçide olduğu bilinen abimiz felsefe, edebiyat ve matematik alanında katkı vermiştir. Kitabı hiç okumamış kişilere bu yazıyı okumamalarını tavsiye ediyorum.    “Savaş sadece onu yaşamayanlara güzeldir.” Ne kadar güzel bir söz. Kitabımız bu mükemmel söz ile başladıktan sonra aynı güzellikte ilerlemiyor. Çünkü kitapta çelişkiler, tehlikeli düşünceler ve ageism kokan cümleler bulunmakta.    Çelişkili ifadelere örnek vermek gerekirse “Savaş kötülüklerin ...

Aklından Bir Sayı Tut (Kitap)

Bu kitabı okumaya başlamanız için ilk üç seçeneğiniz şunlar olacaktır. Öncelikle ön kapak tasarımı "ben buradayım" diyor. Beyaz zemin üzerine büyük puntolarla yer alan siyah renkte dokuz tane rakam ve daha küçük puntoyla yazılmış kitabın adı. İkinci olarak kitabın ismi seninle direk iletişim kurabiliyor. "Aklından bir sayı tut" diyor ve sende cevap verebiliyorsun. Kitabı okumanıza son etken ise arkadaş tavsiyesi olabilir. "Senin ilgini çekeceğini düşünüyorum" der ve kitabı size okutur. Teşekkürler John Verdon! Özgün adıyla "Think of a Number" 2010 yılında John Verdon tarafından yazılmıştır. Bu kitap Verdon'un ilk kitabıdır. Emekli cinayet dedektifi Daved Gurney'in polisiye vakasını anlatır. Verdon, ABD'li yazardır. Bu kitabı 25 ülkede dağıtılmıştır. Daved Gurney karakteri ile seriye dönüştürdüğü "Gözlerini Sımsıkı Kapat" ve "Şeytanı Uyandırma" kitapları da bulunmaktadır. Kitabın çevirisini Cemile Özyakan yapmı...

Harry Potter Serisi Neden Bu Kadar Sevildi?

   Harry Potter serisi tüm dünyada milyonlarca fanı olan fantastik kitap ve film serisidir.  Harry Potter serisinin her filmi ve kitabı satış rekorları kırdı.   7 kitap ve 8 filmden oluşan serinin ek olarak muhteşem büyü dünyasını daha iyi anlamamız için, yazar J. K. Rowling tarafından yazılmış yardımcı kitaplar da mevcuttur. Bunlar Fantastik Canavarlar Nelerdir, Nerede Bulunurlar?, Çağlar Boyu Quidditch ve Ozan Beddle'ın Hikayeleri adlı kitaplardır. Ve Harry Potter serisinin kendi kitapları kadar ilgi görmüş ve ses getirmiştir. Bunun dışında PotterMore adlı internet sitesi de dolu dizgin hayatına devam etmektedir. Bunlara ek olarak Harry Potter parkları, müzeleri ve stüdyoları da dünyanın çeşitli yerlerinde faaliyetlerine devam etmektedir. Bu koca efsaneyi, ç ocuk kitabı ve filmi olarak nitelendirilse de serinin her yaştan takipçisi bulunmaktadır. Ve yanlış bilmiyorsam; Facebookta resmi sayfası en fazla takip edilen film ve Mtv tarafından yapılan çalışmada da en i...

Olasılıksız - Adam Fawer (Kitap)

Bu kitabın benim için ayrı bir özelliği var. Okuduğum romanlar arasında en merak ederek okuduğum tek kitaptır. Adıyla ilgimi çeken kitap, arka kapak yazısıyla beni adeta okunması için hırslandırdı. "Okumalıyım" dedikten 3 gün sonra kitap bitmişti. Değerlendirmesini yağacağım kitap Adam Fawer'in "Olasılıksız" kitabıdır. Kitabın ilk sayfaları tamamen sayılarla ifade edilebilecek konulardan ibarettir. O uzun sayıları okurken aslında zorlandım ve nasıl oldu da kitabı oracıkta bırakmadım şaşırmıştım kendime. Sıkıcı geldiği bir gerçekti çünkü en az altı basamaklı sayıları okumaya çalışıyorsun. yaklaşık bir otuz kırk sayfa sonra asıl konuya giriş yapılıyor. Ana karakterimiz David Caine! Caine üzerinden anlatılan birçok bilimsel olay var ve bunların yanı sıra etkisinden haftlarca çıkamadığım o özel gücü... Özel güç dedim, kitap bir bilimkurgu ürünü fakat gerçek hayata uydurursak? Aramızda geleceği gören birinin olması ne kadar ilgimizi çeker ve bu bizi rahatsız ...

Havaya Uçuran Müzik - Michael Cox (Kitap)

Kitabımızın adı “Havaya Uçuran Müzik” yazarı ise Michael Cox’tur. Kitap “Eğlenceli Bilgi” serisinden, yani kitap okumayı eğlenceli hale getiren bir kaynaktır. Sıkıcı bir bilgi yığınından çok, sayfaların kenarlarına çizilmiş çöp adamların diyaloglarıyla süslenmiş olan bu kitabın diğer serilerini de okumaya devam ediyorum. Özellikle de müziğe karşı özel bir ilgimin olması bu kitabı okumam için yeterli oldu. Müzik, insan hayatında gerçekten önemli bir yere sahiptir. Gerek müziği icra edenler için olsun gerekse dinleyiciler için… Peki, müziğe karşı ilgisi olan bir kimse kitapta ne bulabilir? Rock’n Roll’un başlangıcından klasik müziğin doğuşuna ve sanatçıların başarılarına kadar, icat edilen ses kayıt cihazlarının, ses çalarların tarihine kadar birçok merak unsuru içermektedir. Benim ilgimi en çok ses kayıt cihazlarının buluşu çekmişti. İşte Mozart’ın müzik kariyerinden kısa bilgiler: 3 yaşında mükemmele yakın derecede piyano çalmayı öğrenmiş, 5 yaşında nota okuyabiliyor ve kendi konçe...

Goethe'nin İlk Aşkı - Neler Öğretti?

"Dünyayı bir arada tutan aşktır." demişti Goethe, aslında kendi silahıyla da vurmuştu kendini. Film 1772'li yıllarda geçiyor, 2011 Alman yapımı, Goethe'nin aşkından bahsediyor. İzlerken o kadar keyfi aldım ki, filme kendimi koyabiliyorum, bildiğin yaşıyorum. Normalde bu tür eski tarihlerde geçen yapımları izleme konusunda tereddütlerim olur ama içimdeki insana uydum izledim. "O yıllarda..." diye başlamayacağım tabi. Filmi izlerken çok hoşunuza gidebilir mektupların at arabalarıyla yollandığını görmek, ekmekleri evde yapmak. Birisini görmeye giderken evde olup olmadığını bilmeden yola çıkmak. Şimdiki zamanla kıyaslandığı zaman mektubu, telefon mesajlarına benzetebiliriz. Nitekim hayat hızlandı ve beklemenin sabır süresi bitti. O mektubun/mesajın karşı taraftan beklenmesi o bekleme sürecine girmek farklı duygu tabi. Mektup, mesaja göre daha sağlam hislerle yazılıyor. Peki, (filme göre) o yıllarda kadınlarla iletişim kurmak daha mı kolay? Şimdiki genç kız...

Sarhoş Kedi (Arka Kapak)

Bir kitap okumaya ilk önce nereden başlıyorsunuz? Ön kapağından mı, yoksa arka kapağından mı? Pek tabi kitabın ismi ilgi çekici olmalı, ön kapaktaki o şaşalı ya da tamamen sade puntolarla yazılmış kitap adını okuduktan sonra –ki kapak resmi de önemlidir, kitabı 180 derecelik açıyla çevirerek arka kapak yazısını okumaya başlarım. Çünkü o yazıda kitabın bir özeti ve neden okunması gerektiği yazıyor. Gösterişli cümlelerin, büyük dünyalarında birkaç satırlık baş dönmesi yaşarken, “bu kitabı okumalıyım” fikrine kapılı veriyoruz. Gelecek için kesin şeyler söyleyemesem de, ufak bir deneyim olması için yazmaya başladığım roman türü kitabın (Sarhoş Kedi) arka kapak yazısı şu olabilir mi diye de düşünmeye başladım. Buyurun; “Zamanı kontrol etmeye çalışmak ne kadar mümkün? Gerçekten büyük güçlerimiz olsaydı neleri değiştirmek isterdik? Mutluluk nedir? Doğacak çocuklarına ne adlar vereceksin? İyi bir aile sahibi olacak mısın? Siyasete kafa tutabilir misin?  En güzel yerin neresi? ...