Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Akdeniz Üniversitesi etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Akdeniz Üniversitesi Mezuniyet Töreni 2013

Eğitim hayatının en gösterişli mezuniyetini üniversitede yaşarsınız. Bugünkü mezuniyet töreninde bunu görmüş olduk. Diğer üniversitelerin mezuniyet törenlerini bilmiyorum fakat Akdeniz'de katıldığım ilk mezuniyet gecesi hoştu.  Müzik topluluğunun 5-6 şarkılık konserleri belli ki çalışılmış ve başarılıydı. Ardından rektörün, valinin konuşmaları, katılamayıp mektup gönderen bakanlar, başkanlar ve ardından tüm fakültelerin sırasıyla sahneye davet edilişi. Fakültede dereceye giren ilk üç isme onur belgesi verildi. Birinci olanlar isimlerini yaş kütüğüne çaktılar. Ailelerin heyecanlı oluşları çok muazzam fakat sahnedeki tüm heyecan ve coşku yerini kaygıya bırakacak gibi. Mezun olmak eşittir işsiz kalmak demek olduğu için... Keplerin hep beraber havaya fırlatılışıyla beraber havai fişeklerin de patlaması bir oldu. Havai fişek varsa Ayna grubunun "Biz Akdenizliyiz" şarkısı otomatik olarak çalmaya başlar. Tüm bu seremonilerin ardından Yalın konseri olacaktı ki biz ona kal...

Plaketten Hediye

Şimdi her doğum günü merasiminden sonra buraya gelip, "şunu yaptık, bunu ettik" demek hoş olmayabilir. Ama uzun bir süre mola vereceğimizi söyleyebiliriz. Ya da bunu bir tek ben diyor da olabilirim. "Hep daha iyisi için" sloganıyla düzenlenen organizasyonların, hazırlık aşamalarında keyif aldığım bir gerçek, fakat bu işlerin artık devredilebilirliğinin geldiğini düşündük. Hani Teoman'ın müziği bırakmasının altında yatan sebep gibi, "daha üretemiyoruz" deyip işin içinden sıyrılmak belkide amaç. Neyse bu bir iç temizleme şeysi değildi. BAL A.Ş'nin onursal başkanı olarak bildiğimiz Fatma Ünlüsayın'ın doğum gününü kutlayarak bir nevi jübile mi yaptık ne yaptık bilmiyorum ama kutlamadığımız doğum günü kaldı mı? Öyle yakın tarihler ki bide yani galiba. Ben annemin doğum gününü unuttum ya. Olacak iş mi? Doğum günü deyip geçmeyin, ufak bir kutlama bazen çok şey demek. Plaket hazırladık ki bu iş için üstün çabalarından dolayı Gürkan Demirbaş'a...

Yaşlanmak Ballarla Güzeldir: BAL A.Ş

Bence bir yıl için belirlenmiş 365 gün çok az, gerçekten az. Bal A.Ş'nin tanımı yaparak "nedir bu?" soruları cevaplarını bulsun. Bal ailesinin "Baliçesi" olarak sayın Fatma Ünlüsayın'ın kutsaması sonucu Bal Ailesine katılanlara "Bal" denir. Bal A.Ş ise tamamen hayal ürünü bir şirket olmakla beraber, çeşitli organizasyonların gerçekleşmesi için maddi manevi işbirliğinin yapıldığı dükkan. Gerontoloji nedir? Bu soruyu Gerontoloji bölümü öğrencilerinden ayrı bir başlık olarak alacağız. Doğum günü sahiplerinin bu bölüme mensup öğrenciler olduğunu belirtmek isterim. Bu iki doğum günü sahibi aynı zamanda yazarlarımızdan Sıla Ayan ve Berkay Engin. Doğum günleri... Kesinlikle hatırlanması gereken nadir günlerdendir. Hatırlamak yetmiyor bazen, bir şeyler yapmak gerekir. Aslında bu tür organizasyonların en zevkli yanı, hazırlık aşamasıdır. Tatlı bir yorgunlukla sona erer ve her şey hediye tesliminde uçup gider. Gülen yüzler en büyük geri dönüş olur. Tar...

Reklam Tadında Cappucino

Bu bir reklam olmadığı kadar reklam sınırlarına giren bir yazı da olabilir. Ama paylaşmak istediğim lezzetli bir içecek var: Öğrenci Evi’nin vanilyalı cappucinosu…          Kahve aşığı biri olaraktan ( Günde en az 2 bardak üst sınır yok) ilk gittiğim mekânların kahvesini içmek favori hareketlerimdendir. Aynı yere gitme eğilimim devam ederse yaptığım hareket mekânın tüm kahve çeşitlerini denemektir. İşte bu sebepledir ki size geçen seneden beri süren bir alışkanlığımdan söz etmek istiyorum.        Okulda geçen boş vakitlerinin çoğunu ( ders bekleme süreleri, öğlen arası vs. ) Öğrenci Evi denen bir bölgede geçiren ben ( reklam kokan hareketler! ) oraya geçen sene gelmiş bulunan bir değişikliği fark etmiş bulunup hemen denemiş oldum. Tadı damakta kalan, yoğunluğu ve şekeri tam kıvamında bir içecek olan vanilyalı cappucinodan bahsediyorum bu noktada. Tadı güzel olduğu kadar fiyatının da uygun olduğunu belirtmeliyim bu...

Keyifli Bir Kutlama

Sevdiğiniz arkadaşlarınızın doğum günlerini kutlamak istersiniz. Sıradan bir kutlama olmaması için elinizden geleni yapmak ve onun çok çok mutlu olmasını arzu edersiniz. Eminim birçok klasik kutlama türünden herhangi biri bile yeterli oluyordur.  Kutlama planı hazırlanmış ve ön hazırlıklara başlanmıştır. Bu hazırlık aşamasının en sevilen noktası yaşanan aksilikler olsa gerek. Şahsen benim çok hoşuma gider. Son dakikalara yaklaştıkça bir koşuşturma, her şey kontrolüm altında havaları falan... Basit bir kutlama yapılacak ama her şeyin yolunda ve sakin bir şekilde ilerlenmesi beklenir. Kendinden panik arkadaşlarla çalışılıyorsa iş zora girebilir. Çalışma ekibimiz gayet soğukkanlı ve işin eri gibiydiler. Ama plastik çatal yerine, plastik kaşık almasaydık iyiydi. Hayır, bence kaşıkla da güzel yeniyor deneyim oldu. Deneyiniz de... Doğum günü sahibine bir şey belli etmeden, onu kutlama alanına çekme görevi, galiba biraz daha tehlike kokan bir iştir. Her an ağzından bir şey kaçırıp, ya...

Akdeniz Üniversitesi Öğrenci Toplulukları Tanıtım Günleri

26-27 Eylül tarihleri arasında Akdeniz Üniversitesi Öğrenci Lokali çadır alanda kurulan stantlarda tanıtılan öğrenci topluluklarına ilgi büyüktü. Özellikle üniversitede ilk senesine başlayan arkadaşların meraklı ilgisi göze çarpıyordu. İki gün süren etkinlikte yeni arkadaşlıklar kuruldu ve görevli öğrencilerin topluluklarını tanıtırken ki eğlenceli tavırları ortama renk katıyordu. Notlarım arasında, henüz kurulmayan ama kurulma aşamasında olan Paten Topluluğunun gösterisi herkes tarafından izlendi. Mağara Araştırmaları Topluluğu'da ekipmanlarıyla stant alanında yerini almıştı. Rock Topluluğunun yüksek sesle çaldığı parçalar kulaklardan kaçamadı. Kaçamadı diyorum çünkü ses için uygun alan yoktu ve gürültü gibi geliyordu adeta ses ama yinede ilgi çeken topluluklardan oldular. Sinema Topluluğunun LCD ekranla katıldığı etkinlikte sanırım film gösterimi yapıyorlardı tam olarak izleyemedim. Elektrik-Elektronik Topluluğu yada diğer adıyla Robotik el yapımı mekanik eserleriyle özellikl...

İkinci Ana Dal Programı

Akdeniz Üniversitesi Radyo Televizyon ve Sinema bölümü öğrencisinin "Halkla İlişkiler ve Tanıtım" bölümünü kendi ana lisans programıyla birlikte okuma isteğini açıklamaya çalışacağım. İkinci ana dal yönetmeliğini okuduktan sonra omuzlarımın çöktüğünü fark edince, ikinci dönemin başından beri hayal ettiğim çap hadisesi (ikinci ana dal olayı) sanırım bir çıkmaza girdi. En erken 3. en geç 5. dönem başvuru yapabileceğim çift ana dal mevzusunu kendi içimde oldukça esneterek, gevşeterek, bazı bazı ciddi düşünerek, ince eleyip sık dokuyarak bir yola sokmaya çalışıyorum. 5.dönem içinde başvuru yaparsam geç kalacağımı hissettiğim için yol yakınken 3.dönem (yani bu dönem) başvurayım diyorum. Arkadaşlarımın büyük bir çoğunluğu da "yapabilirsen yap" diyor, ailem her zamanki gibi kararı bana bırakıyor, abim: "işin ne? oku işte" diyor. Aynı soruyu bende kendime soruyorum. "Yapabilir miyim?" Neticede 50-60 bakarsın 70 kredilik (dönem başı) bir yükün al...

Akdeniz Üniversitesi Bahar Şenlikleri

Akdeniz Üniversitesi Bahar Şenlikleri kapsamında düzenlenen organizasyonlar ve konserler oldukça eğlenceli geçti. Gündüz saatlerinde çeşitli oyunlar, etkinlikler yapılırken, akşam saatlerinde ise konserler yapıldı. Beş gün, beş gece süren etkinliklerin her günü birbirinden keyifli geçti, mutlu olanlar vardı, üzülenlerde oldu. Etkinliklerin ilk gününde Murat Boz ve dansçı grubu sahne aldı ama onun öncesinde gündüz saatlerinde çeşitli sponsorların desteğiyle kurulan stantlarda keyifli anlar yaşandı. Bir kısmını deneyimledim. Dar alanda üç minyatür kale ve 5 dakikalık süre içerisinde en fazla golü atan puan kazanıyor. Puan kartları ile çeşitli hediyelerin sahibi olabiliyorsun. Rampanın üzerinden topu geçirip, rampa sonundaki deliğe sokabilmek için çok uğraş veren oldu. En çok o stant doluydu. Playstation standında Berkay Engin ile yaptığım Galatasaray – Real Madrid maçını penaltılarda kaybettim. Bir başka stant da ise çeşitli kıyafetleri deneyimleyebiliyorsunuz ve hatıra fotoğrafı çektir...

Dans Festivali

Dans festivalinin olduğundan haberim yoktu, son anda bir haber geldi ve arkadaşımın dans gösterisi yapacağını öğrendim. Onu izlemeye gitmeliydim, gittim de fakat Melis Danismend konseri hayali suya düşmüştü. Aksilik o kadar müthiş denk getirilmişti ki, konserle aynı gün ve aynı saate konulmuş bir programdı bu festival. Olbia Amphi Tiyatroda festival başlamıştı. İlk kez bir dans festivaline katılıyorum ve Akdeniz Üniversitesinde ilk kez amphi tiyatro alanını kullanıyorum (seyirci olarak) ve hava o kadar güzeldi ki gökyüzünde, dolunay güneş gibi aydınlatıyordu etrafı. Sahnede gösterişli bir ışık şovu vardı, göz kamaştırıcıydı, beklenen saatten yaklaşık 15 dakika geç başlaması ve bu süre içerisinde kolonlara verilen disko müziği beynimizle istem dışı ilişkiye girmiş oldu. Programı iki erkek sunucu ortak sunuyordu, galiba ikisi de eski birer dansçıymış. İlk şovlarını sergilemek üzere sahneye gelen arkadaşlarımdan Makbule Güldöğdü ve Recep Sami Özay, tango dansını büyük alkışlar eşliğinde...

Şiir Dinletisi

Üniversite hayatının bana birçok ilki yaşatacağını biliyordum. Onlardan biride sahneye çıkmak olacakmış. Akdeniz Üniversitesi Atatürk Düşünce Topluluğu tarafından organize edilen şiir dinletisinde Betat olarak iki arkadaş yer aldık. Normalde samimi olduğum tek bir kişiye bile şarkı söylemek, şiir okumaktan utanan ben, hatırı sayılır bir kalabalığa şiir okudum. Hem de bir tane değil, üç tane! İlk tecrübemde üç tane şiir okumak… Biraz cesaret ister tabi? Şiirleri seçerken hiç zorlanmadım. Bir tane kendi yazdığım şiiri seslendirdim: Juliet, Nazım Hikmet’ten Mavi Gözlü Dev ve Özdemir Asaf’tan Lavinya… Şiirlerin fon müzikleri çok hoştu, Mavi Gözlü Dev ve Lavinya şiirlerinde akapella ve neyiyle bana eşlik eden arkadaşım vardı. Juliet için Yiruma’dan River Flows in You… Başka bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine kullandım. Sahneyi aydınlatan o sert ışığın altında elimde mikrofonla, çoğu anlarda gözlerimi kapatarak, soğuk bir sakinliğe bürünerek, sesimin titrememesi için çabalarken, aslında “ya...

23 Nisan (Özel Etkinlik)

Önce yapılan işin özünü değil, görünüp geçen tarafını kınıyorum. Hiç unutulmaması gereken manevi değerlerin sadece belli başlı günlerde hatırlanması ve o günler dışında hiçbir faaliyetin gerçekleştirilmemesine üzülüyorum. Bir güzellik yapıyorlar ama devamlılığı olmuyor. Senede bir kere eğlenmek kime yeter? Ya da senede bir kez hatırlanmak? Her ne kadar bu sistemi kınasam da, en azından onların hatırlandığı günde elimizden geleni yapalım istedik. Bugün Nisan çocukların senede bir kez hatırlandığı gün… Akdeniz Üniversitesi Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı, Akdeniz Üniversitesi Özel Gereksinimli Kişiler Uygulama ve Araştırma Müdürlüğü ve son olarak Akdeniz Üniversitesi Bilincimiz Engelsiz Tercihimiz Akdeniz Topluluğu tarafından organize edilen etkinlikte çeşitli aktiviteler yer aldı. Spordan, yemeğe, eğlenceden müziğe kadar her şey düşünülmüştü. Üniversitenin BESYO çim sahasında gerçekleştirilen etkinliğe katılan çeşitli okullarda vardı. Küçük büyük, ailesiyle gelen çocuklar ve...

Sokağa Çıkma Yasağı (Tiyatro)

9-17 Nisan arası düzenlenen ve Akdeniz Üniversitesinin ev sahipliği yaptığı “Uluslararası Tiyatro Festivali”, Galatasaray Üniversitesinin oyunu “Sokağa Çıkma Yasağı” ile son buldu. Oyun hakkındaki görüşlere geçmeden önce; Bu tür organizasyonların devamlılığı için okulun öğrenci topluluklarının çalışmalarını kesmemesini arzu ediyorum. Oyun baştan sonra bir otel lobisinde geçmektedir. Otelde kalan müşterilerin hepsi birbirinden farklı özelliklere sahiptir. Otel çalışanları ve otel müdürü de öyledir. Aralarındaki ortak payda ise kimsenin sokağa çıkamamasıdır, çünkü “sokağa çıkma yasağı” vardır. Belli saatler arasında sokağa çıkılabiliyor ve yasağın olduğu saatlerde de zengin kimseler lüks arabalarıyla sokaktan geçebiliyorlardı. Otelde geçen enteresan olayların birbiriyle bağlantıları pek olmasa da oyun içinde bağlandığı noktalar olmuştu. 1980’li yıllarda geçen oyunun metninde düzenlemeler yapılmış. Oyunda en dikkat çekici benzetme, seyircinin gözüne sokulan husus da diyebilirim, oteldek...

İçeridekiler (Tiyatro)

Bu sene Akdeniz Üniversitesinde 6.sı düzenlenen Uluslararası Tiyatro Festivali (İnternationel Theatre Festival), Akdeniz Üniversitesi Tiyatro Topluluğu tarafından organize edildi. 9-17 Nisan arası düzenlenen bu organizasyona spor faaliyetlerim nedeniyle ancak ilk oyunuma katılabildim. Melih Cevdet Anday’ın yazdığı “İçeridekiler” adlı oyunu Galatasaray Üniversitesi Tiyatro Topluluğu gösterime sundu. Saat 20:00’da başlayan oyun 22:05’te sonlanırken, oyundan sonar fuaye yapıldı. Şimdi oyun hakkındaki düşüncelerime geçiyorum. Sahne dekoruna bakıldığından ilginç şeyler görebiliyoruz. Küplerden koltuk yapılmıştı. Bir masa vardı ve üzerinde bir kase içerisinde leblebi vardı, sigara paketi ve çakmak… Arka tarafta demir parmaklıklar ve sahnenin tam ortasına yansıtılan bir saat ve oyun boyunca “tik tak” yapıp durdu. Bir komiser, bir öğretmen ve oyunun ikinci yarısında katılan öğretmenin baldızı oyuncularımız oldu. İlk bölüm komiser ve öğretmen arasında geçen yer yer sert çoğu yer ise hafif gül...

Maskeliler (Tiyatro)

Sosyal, siyasi ve daha baskın olarak psikolojik bir oyundu Maskeliler. Küçük oyuncu kadrosuyla büyük bir sorumluluk üstlenmişlerdi. Olay Filistin’de geçiyor ve İsrail’in yıllardır süre gelen sömürüsünden esinlenerek, İsrailli bir yazarın, Filistin gözüyle kaleme aldığı oyunun aslında nerede geçtiği çokta mühim değildi. Bu olay, ilerleyen yıllarda ülkemizde de olabilir. Dört duvar arasında üç kardeşin psikolojik savaşını izliyoruz. Dışarıda kıyamet kopuyor, içeride kardeşler savaşıyor. Dış kuvvetlerin gücü, öz kardeşleri birbirine düşman edebiliyor. Oyundan sonra fuaye oldu, şimdi oyun içinden notlar… Oyun üç kişi için yazılmış, üç öz kardeş üzerinden oynanıyor. Kardeşlerden biri ülkesi için gayri meşru örgütle işbirliği yapmaktadır. En büyük kardeşleri İsrail için çalışmaktadır, ülkesini para için satan kesimden. En küçük kardeşleri ise henüz on yedi yaşlarında çoğu olaydan habersiz ve içlerinde en masumudur. Bu üç kardeş arasındaki diyaloglarla geçen oyunun çoğu yerinde bir durgunlu...

3.Sayfa Kadın Haberleri (Tiyatro)

Kadınlar hakkında bir yazı daha… “3.Sayfa Kadın Haberleri” adındaki tiyatro oyununu izlemek üzere Atatürk Konferans Salonuna (Akdeniz Üniversitesi Kampüsü) gittik. Sahnenin sol çaprazında, en ön koltukta yerimi aldım ve oyun başladı. Salon yine tıklım tıklımdı. Oyuncular üniversitenin personel ve akademisyenleriydi. Kadınlar gününe özel bir oyun hazırlanmıştı. Gazetelerin üçüncü sayfalarındaki haberlerden etkilenerek hazırlanmış oyunun genel teması, kadına yapılan şiddet ve kadın ölümleriydi. Bu tür konuları, drama ile anlatmak daha kolay olduğunu düşünüyorum. Fakat izlediğim oyundaki dramatize edilen sahnelerinden sadece ağlayan kadın halleri iyiydi. Koskocaman sahnede en az yirmi dakika durağanın durağan geçtiğini görünce izleyici sıkılıyor. Çünkü oyunda bir kadın çıkıyor ve yaşadığı zorlukları, çektiği acıları anlatıyor. Neredeyse üç beş tane monolog oyunu bir araya gelmiş ve bir tiyatro oyunu olarak bizlere sunulmuş gibiydi. Belli ki ortada bir emek var ve en azından kötü diyemey...

Hamile Adam (Tiyatro)

Günün anlam ve önemine ilişkin bir tiyatro gösterisi izledim. Oyun hakkında ki görüşlerimi anlatmaya çalışacağım. Gün içinde tiyatro gösterisine gitmek gibi bir planım yoktu, zaten plan yaparak yaşayamıyoruz. Arkadaşla beraber gittik salona (Atatürk Konferans Salonu – Akdeniz Üniversitesi Kampüsü), özel arabayla gidince böyle bir havalı falan oldu sanki. Salonda nereden bakarsan bin kişiye yakın öğrenci, öğretim görevlisi vardı. Protokol koltuğunda yerimiz hazırdı, eh bazı avantajlarımızı iyi yönde kullanmalıyız değil mi? Sahneye bir adım mesafede gösteriyi izlemeye koyulurken ışıklar söner ve sahne parlar… Sahnede ilk görünen henüz on sekiz yaşındaki genç kızdı. Telefonla sevgilisiyle konuşurken, hamile olduğunu büyük bir heyecanla söyler. Sevgilisi tepki vermez, bir süre sonra çocuğu kürtajla aldırmasını ister. Kız, buna karşı gelir, telefon kapanır. Kızın annesi odaya girer, dertli gözükmektedir. Annesini güldürmeye çalışsa da bunu başaramaz ve annesinden derdini söylemesi ister, ...

Empati Tüneli (Etkinlik)

İnsanların birbirini anlayabilmesi için aralarında empati kurmalarına ihtiyaçları vardır. Birini anlamak yetmiyor bazen, onun yaşadığı zorlukları kendinde yaşamalısın ki, tam anlamıyla olayın içinde kendini görebilesin. Özellikle sağlıklı insanlar ve engelli insanlar arasında bir kopukluk var. Bu uzaklığı kırmak, dışarıdan bakıldığında ifadesizce geçip gitmelerin sonunu bir şekilde getirmek gerekiyor. Empati, tamda burada devreye giriyor ve engellilerin yaşadığı zorlukları, hiçbir engeli olmayanlarda birebir yaşıyor. Onlar için ufak bir tümseğin ne gibi sıkıntısı olabilir ki? Tekerlekli sandalye kullananlardan başka o tümseğin yarattığı zorluğu kimse kolay kolay anlayamaz. Bizim istediğimiz, acıtasyon yaparak, toplumun farkındalığını arttırmak değil. Sıkıcı bir seminerle de bunu yapmak zor görünüyor. İşte “empati tüneli”nin görevi de burada devreye giriyor. Hazırlanan çeşitli engel parkurlarında, çeşitli engel gruplarının yaşadığı ufak görünen sorunları, engeli olmayan arkadaşlarla ber...

Hayrettin Söyleşisi – Akdeniz Üniversitesi

18 Kasım Pazar gününden derleme yapacağım, çünkü güzel bir gün oldu. Öncelikle üniversite hayatımın ilk doğum günü kutlama şeysini yaşadım. Arkadaşlar arasında sade ama sıcak bir kutlama oldu. Nice yıllara tekrar Makbule :) Kremalı ve muzlu bir pasta aslında genel olarak çikolata kaplamalı pasta tercih ederler ama bu farklıydı.   Planlamalarım içinde Hayrettin Bey’in gösterisine gitmek yoktu, ama gitmek istiyordum esasında ‘Hadi gidelim’ denilince de… Neyse, Akdeniz Üniversitesi – Atatürk Konferans Salonunda (AKS) gerçekleşen söyleşide en önde oturmanın keyfini ilk kez tattım. Rütbeli kişiler için ayrılan koltuklara oturabilmek hele ki gösteriye 20 dakika kala tıklım tıklım dolu salonda? Söyleşi boyunca samimi bir dil kullandı Hayrettin, hani pek takip etmem ama tanıdığım gördüğüm kadarıyla iyi biri iyi. Salondaki kalabalık biraz kulaklara laubali gelse de, söylei sorunsuz bitti. Ve daha gün bitmedi. Adını tam olarak kimseden duymasam da Çaylaklar Partisi vardı. Hafif ünlü bir...

Aniden Yenilenmek

Beklemediğin anda değişen hayatlara örnek olmak istiyorum. Tamamen rutinleşmiş hayatıma darbe gibi gelen "üniversite" hayatı, ibreyi 180 derece değiştirdi. Bir anda kendimi hiç tanımadığım şehrin içinde, Türkiye!nin dört köşesinden gelen hemen hemen yaşıtlarımla tanışma süreci zor gözüksede, alışıyorum! Yurt yaşantısıyla da tanıştık. Orada da aynı şekilde bir sürü yeni binalar ve kişilerle tanıştım. Bütünüyle ele geçirdiğim bir hayatım var sanki? Ne istersem ona karar verenbiliyorum. Tam özgürlük değil bu fakat tek başıma iktidar olmak olabilir bu. Kampüs içinde kabuklaşmış toplulukların içine girme çabalarım da ayrı bir mini dünya. 47 adet öğrenci topluluğu olan üniversitenin şu an iki mensubuna katıldım, bu sayı artacaktır. Hoşuma kaçan topluluklardan  bazıları: BETAT, Müzik Topluluğu, Kısa Film Atölyesi Toplulupu, Sinema Topluluğu, Türkçe Topluluğu, Fotoğrafçılık Topluluğu... Kampüs içinde çeşitli kurslarda mevcut, göze çarpanları: gitar ve bateri kursu. Ne um...

Bir Minik Veda

Şu ilk satırları yazarken zorlanıyorum dostlar. Hızımı yakaladığım zaman da pek durmuyorum. 12 senedir aynı hızla devam eden eğitim kariyerimin 13. senesine geçmiş bulunmaktayım. 2011-2012 Eğitim Öğretim Yılı içerisinde ilk üniversite deneyimimi yaşayacağım. Diğerlerinden kesinlikle çok farklı olacak. Neredeyse yeni bir hayata geçiş sürecim sayılabilir. Bu zamana kadar (12 eğitim yılı) İstanbul'da sürdürdüğüm ilk ve ortaokul serüvenimi, üniversite hayatına geçiş yaparak şehir dışına taşımış oldum. Yeni adres: Antalya! Akdeniz Üniversitesi - İletişim Fakültesi - Radyo, TV ve Sinema Bölümü öğrencisi olarak yazıyorum artık. Sıfat değişimine de uğradığımı hatırlatmalıyım. Nitekim "üniversiteli" denmeye başlandı bile. Muhtemelen dört yılımı ayıracağım fakültemi, gittim, gördüm, beğendim sıra sevip, bütünleşmede. Kendimi öyle hırslı hissediyorum ki; Hani gören bölüm birincisi olacak sanır beni (hem niye olmasın?) bir an önce derslere başlamak istiyorum. Umarım iyi bir birik...