Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Antalya etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Berkay Engin - Yüksek Lisans Tezi (YÖK)

Türkçe:       Engelli çocuk sahibi 55 yaş ve üstü annelerde depresyon ve kaygı belirtilerinin değerlendirilmesi; Antalya/Kepez ilçesi örneği İngilizce:    Evaluation of depression and relationship of the 55 years and above mothers who have got disabled child: Antalya / Kepez living sample ÖZET:         Türkiye Özürlüler İdaresi'ne göre "'doğuştan ya da sonradan herhangi bir neden ile zihinsel, bedensel, ruhsal, duyusal, sosyal yeteneklerini çeşitli derecelerde kaybeden kişi"' engellidir (Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı ve Başbakanlık Devlet İstatistik Enstitüsü Başkanlığı, 2002). Bu tanımda "'vücuttaki eksiklik veya kusur"' (TDK, 2005) kavramlarına açıklık kazandırılmaktadır. Engellilik zihinsel, bedensel, ruhsal, duyusal, sosyal yeteneklerdeki eksilik veya kusur olarak algılanmaktadır. Araştırmada 55 yaş ve üstü annelerin engelli çocuğa sahip olmaları ile olmaması arasında depresyon açısından bir fark olup olmadığı ince...

Gran Fondo Antalya 2020

23 Şubat tarihinde düzenlenen yarışta 61 km'lik kısa parkur ve 97 km'lik uzun parkur seçenekleri yer alıyor. Antalya merkezinde yer alan Akra Hotel'in önünden start alan yarış Antalya'nın doğusu yönünde ilerliyor ve kısa parkur Expo Fuar Merkezinden dönerken uzun parkur ise Kındıra Aksu mevkinden dönüş yapıyor. Akra Hotel'de düzenlenen teknik toplantıda yarış ve hava durumu ile ilgili bilgiler verildi. Yarış kitlerinin dağıtımı yapıldı. Uzun parkur 08.00'de kısa parkur ise 08.30'da başladı. İki parkur arasında zaman farkının olması start düzlüğündeki yoğunluğu azaltmak adına önemli bir karar olmuş. 61 km, 97 km, Paralimpik ve Tandem kategorilerinde yarışlar düzenlendi. Toplamda neredeyse bin bisikletçinin yarıştığı organizasyonda 6 adet tandem bisiklette yarışın içindeydi. Tandem (iki kişilik) bisikletler ile organizasyona katılan Eşpedal Derneğinin misyonu "yol arkadaşlığı" olarak bilinmektedir. Görenlerin ve görme engelli bisiklet sevenleri...

Çakıl Taşı Muhabbeti

Her zaman değil ama arada bir yapılması gerekiyor bunun. Böyle birkaç arkadaş toplanıp hem eğlenecek hem de içlerini dökecekler birbirlerine… Bunu Konyaaltı sahilinde çakıl taşlarının üzerinde yaptık dört arkadaş. Gökte dolunay vardı, sabahlamak için yola çıkmıştık, nevaleler alınmıştı. Gırgır, şamata vardık sahile oturduk kıyının bir metre gerisine. Hava o kadar nazikti ki, rüzgar esmek için izin alacaktı neredeyse. 1 Km ötede Yüksek Sadakat’ın konseri vardı, sonlarına denk gelmiştik, uzaktan gelen davul sesi misali, hoştu arkada mırıldanan müzik sesleri… İçini dökmek… Eski, yeni ya da o anki ruhumuzun bir kenara koyulması gibi, hafif meşrep, biraz oyunculuk, doğaçlama komedi, uzaktan gelen gitar sesi… Hatırlamak istediklerin, hatırladıkları, arayanların, seni hatırlayanların hepsini aynı saniyeye denk getirebilmekti marifet galiba… En olmadık konulardan en olağan konulara kadar bilimden, siyasete, aileden, kimyaya… Dört farklı bölümde okuyan arkadaş bir araya gelirse, herkesin söyl...

Kafanız Hayrolsun (Matrax)

Zeki Kayahan Coşkun, tek kişilik gösterisiyle Antalya’ya geldi. Yer: AKM (Atatürk Kültür Merkezi) Perge Salonu. Orta koltukta 7.sıra tamamen bize aitti. Saat 19:15 gibi başladı ve 21:01 gibi de pat diye bitti. Yıllardır Matrax dinleyicisi olarak bir gün tek kişilik gösterisine gitmek istediğimi herkese söylemişimdir. Antalya’ya geldiğini duyunca bilet almak için Biletx’e girdim. Teknik aksaklıktan dolayı biletimi o anda alamadım. Sonra devreye hatırı sayılır kişiler girdi ve 11 kişilik rezervasyon yaptırdık. Komedi gösterisinden ekstra ne bekleyebiliriz beklentisi vardı üzerimizde, biraz da merak. Artık gösterinin başladığını sezdiren hareketlenme başlamıştı. Işıklar kapandı ve “yasal uyarı” seslendirilmeye başlandı. Gösterilerinde oyunun tadını ve konsantrasyonunu bozmamak için telefon ve kameraların kapalı olması rica edildi. Oyun boyuna bir flash dahi patlamadı fakat bazıları videoya almaya çalışırken, Zeki birkaç kere uyardı, uyarılar dikkate alındı ama tekrar video çekmeye çal...

Alışa Veriş

Son bir haftadır kat ettiğim yol miktarını neredeyse iki yada üç haftada yürüdüğümü söyleyebilirim. Çünkü kampüs dışına pek çıkmışlığım yoktur. Derken havaların ısınmasıyla kampüs dışı aktivitelerimiz hız kazanmaya başladı. Hani alışverişe gideceğimiz belli, yanıma para alayım dedim. Cüzi bir miktar para çektim ve devam ettik. Falanca mağazaya gidiverdik, marketinde dolaşmaya başladık, ilk amaç parfüm almaktı, kokuları dene dene güzel bir şey bulamadık. Tıraş sonrası kolonya aldım. Kokusu güzeldi ama keşke almasaydım dedim yani o fiyatı görünce… Sırf parfüm satan bir mağazaya girdik, bir koku beğendik hadi koklayalım diye üzerimize sıktık, beğendik. Fiyatı sorduk, mağazanın çıkışını aradık. Giyim mağazalarında pekte güzel şeyler yoktu. Daha mevsimi gelmediği için tişört bulmakta zorlandık. Bulduklarımızda saçma sapan desenli şeyler. Genelde “İstanbul” simgeli penyeler dikkat çekiciydi. Zaten o kadar gördükten sonra bir tane almamak ayıp olurdu. Teknoloji mağazalarına da uğradık… Fiyatl...

Antalya - Lara

Yaşadığınız şehri ne kadar tanıyorsunuz? Ne kadar sıklıkla aynı yerlere gidiyorsunuz, farklı yerlere gitmekten hoşlanmaz mısınız? İkamet ettiğiniz ilçeyi ne kadar iyi biliyorsunuz? Yol tarifi verebilecek kadar adres bilginiz var mı? Sorular, sorular… Dört aydır yaşadığım yeni şehirde (Antalya) sadece kampüs hayatı ve hastane-kampüs yolu arası gece gezmesi diyelim. Bunların dışında tamamen kampüs hayatına gömülmüş haldeydim. Ta ki iki gün öncesine kadar… Falanca bir işim vardı, bir arkadaşla kampüs dışına çıktık, oradan başka bir iş, başka bir daha derken hafif bir gezinti yaptık ve Konyaaltı civarındaki güzelliği görünce kendime bir kızıverdim. Dedim, “beni gezdirin lan!” zaten olmadı kendi başıma çıkıp kaybolacağım yani, o olacak. Ama ciddi anlamda bir keşfe ihtiyacım var. Denizi seven insan (ben), nasıl sahilsiz dört ay geçirdim ya? Derken bugün Antalya’nın güzel ilçelerinden biri Lara’ya gittik. Harika! Lara… Adı da bir hoş değil mi? Fotoğraf makinem yanımda her ihtimale karş...

Simurg Temple Bar - Ogün Sanlısoy Konseri

Konser var dediler düştük yollara. Antalya’da ilk konser açılışımı yapmak için Ogün Sanlısoy’un iyi şans olacağını düşündüm. Ortama ayak uydurabilecek bir arkadaşımı da yanma alarak Kaleiçi’ne doğru gittik. Hani tahmin ve söylentiler sonucu içimiz rahat gidiyoruz bara, ben zaten içmeyeceğim o konuda rahatım maddi olarak. Kapıya geldik böyle iri yarı adamlar falan arada cılız bir adam biletleri o satıyordu. Sorduk ne kadar? 35 lira dedi. Reyiz ne yaptın sen demeye kalmadan hani öğrenciyiz yap bir güzellik falan. 30 liraya anlaştık eheh. Bara çıkmadan önce adam kolumuza kaşe vurdu lan. Ben vurdurmadan önce sordum ‘Hooops ne için bu?’ Meğerse konser için geldiğim belli olsun diyeymiş hani arada falan dışarı çıkarsam diye karışıklık olmasın. Lan bunun başka yolu yok mu? Cık cık ya… Hocam zaten konserin başlamasına dakikalar kala girdik, en arkadayız, ortama alışmaya çalışıyoruz falan. Arada Ogün korumalarla falan dolaşıyor ortalıkta, neyse konser başladı, biz hafiften içerilere doğru ...

İki Bin On Bir Biterken

Her yılbaşı olduğu gibi sokağa saçılmış eğlence paralarından mahrum kaldığım için kendimi şanslı sayıyorum, eminim geriye kalan 364 günden birinde sağlam bir eğlencede bulunabilirim hem de daha ucuz bir fiyata. Cimriliğimden değil, her şey tasarruf için. 2011’i ufakça değerlendirmek gerekirse sanıyorum en göze çarpan değişiklik üniversite hayatına başlamış olmamdır. Ve aynı sene içinde lise kariyerimi sonlandırmış olmam. Yeni bir düzene başladığım şu yıl içinde yeni dostluklar vesaire doğal olarak kendini gösteriyor. Somut olarak, bateri kursuna başladım mesela. Futsal için ilk kez Nevşehir’de bulundum. Ailemden uzak ilk yılbaşıydı aslında evet. Bu yılın ikinci döneminde inanılmaz hayaller kurmaya başladım, daha çok az kısmını hayata geçirmiş olmam üzücü fakat 2012’ye yatırım olarak görüyorum bunları. 2011 yılının son konseri benim için Simurg Temple Bar’da ki Ogün Sanlısoy konseri oldu. Adamla birebir konuştum falan. Eğlenceli ve keyifli dakikalardı. Ve bence bu çok önemli ki, dış gör...

Bir Minik Veda

Şu ilk satırları yazarken zorlanıyorum dostlar. Hızımı yakaladığım zaman da pek durmuyorum. 12 senedir aynı hızla devam eden eğitim kariyerimin 13. senesine geçmiş bulunmaktayım. 2011-2012 Eğitim Öğretim Yılı içerisinde ilk üniversite deneyimimi yaşayacağım. Diğerlerinden kesinlikle çok farklı olacak. Neredeyse yeni bir hayata geçiş sürecim sayılabilir. Bu zamana kadar (12 eğitim yılı) İstanbul'da sürdürdüğüm ilk ve ortaokul serüvenimi, üniversite hayatına geçiş yaparak şehir dışına taşımış oldum. Yeni adres: Antalya! Akdeniz Üniversitesi - İletişim Fakültesi - Radyo, TV ve Sinema Bölümü öğrencisi olarak yazıyorum artık. Sıfat değişimine de uğradığımı hatırlatmalıyım. Nitekim "üniversiteli" denmeye başlandı bile. Muhtemelen dört yılımı ayıracağım fakültemi, gittim, gördüm, beğendim sıra sevip, bütünleşmede. Kendimi öyle hırslı hissediyorum ki; Hani gören bölüm birincisi olacak sanır beni (hem niye olmasın?) bir an önce derslere başlamak istiyorum. Umarım iyi bir birik...