Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mutluluk etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Hayat Denklemi: Bundan Zarar Gelmez

      Hayatı çok bilinmeyenli bir denklem olarak tanımlasam çok yanlış bir ifade kullanmış olmam sanırım. Ne kadar uzun süre yaşarsak yaşayalım – ki buna yaşlılık diyoruz – yine de hep bir yerlerden bilinmeyen bir şeyler, yaşanmamış ve tanık olunmamış olaylar ortaya çıkıveriyor ve biz yüzümüzde o şaşkın ifade ile donakalıyoruz. Çelişkili bir şekilde hayattan hem memnunuz hem de hiç değiliz. Bu denklemi bazen öylesine benimsiyor ve çözmek ya da en azından bir parçası haline gelebilmek için çırpınırken bazen ondan ve ona ait olan her şeyden uzaklaşma eğilimine düşüyoruz.      Bu ne kadar normal?       Cevap: oldukça. Bu durumu yaşayan insanlar parmakla gösterilemeyeceği için – yaşayan herkesi göstermek zaman alıcı ve gereksiz  - normal olduğunu anlamamız somutlaştırılabilecek bir nitelik taşıyor. Kısaca herkes aynı sorunları yaşıyorsa problem sende değil demek istiyorum. Yani bazı sabahlar uyandığında neşe ile ortal...

Monolog (TGG)

Yayına son on... Son beş... son üç, iki, bir!... Yayındayız! Merhaba herkese, ufak bir monolog gösterimiz var buyurmaz mıydınız kırmızı koltuklardan birine? Kimin hayatına nereden, hangi şekilde katıldığımı bilecek kadar ayrıntıya sahip değilim. İnsan unutkandır fakat unutamayacağı çok şey vardır. Sonuçlarla ilgilenmeliyiz, dimi? Sonuçta olan olmuş ve bir sonraki adımı hesaplamaya çalışmalıyız. Daha mutlu bir yaşam dilediniz mi kendiniz için? Eğer bunu yapmışsanız, en azından son dönemlerde kendinizi iyi hissetmiyor olabilirsiniz. Hiç mi öyle bir dilekte bulunmadınız? Mutlu olmak aklınıza gelmemiş olabilir belki, Belkide mutluluğun tanımını bile bilmiyordunuz? Öyleyse mutluluk neydi?  Genel konulardan bahsederek özel sorular sormak psikologların işinin olduğuna inanırım, hep aynı hikayeyi baştan işlerler zaten. Anlatacak bir hikayen var mı? Deneme yapalım ortaya çıkar zaten soruyorum dikkatle dinle şimdi beni; "Onu gerçekten seviyorsun değil mi?" Basit bir psikolojik soruy...

Başka Dilde Aşk - Neler Öğretti?

 “Hayat bu kadar zor mu? Atılır mıyız oyundan benzemezsek onlara? Bahanemi lazım, mazeretimiz mi kalmamış? Çok ayıp olmuş…” diye biterken film, başlıyorum anlatmaya. “Sormuşlar onlara; Ayıp olmaz mı? Ayıp neydi? Bilen var mıydı? Ya da ayıp olmayan bir şey var mı? Bahane mi lazım bize? Aşka inanmak için bahane mi lazım? Kazanmak için hırslı birer oyuncu gibi kabul edilirse aşıklar; oyunun adı da aşk olmalı. Aşkın türleri var mı bilmiyorum ama bu, çok farklı bir duygu ve kazanmak için kaybetmeyi göze almış kimselerin oyunu. O kadar zor mu bu oyun? O kadar acıtır mı canı? Yaşamayanın, tatmayanın, arzularını kullanamayanların anlamayacağı bir his, kabul edilir bu. Söylesene; kendisinden utananların kazanmaya ne yüzleri olur ki? Hem, sen kendinden utanırsan başkası ne yapsın? Bir darbede onlar vurmasın mı? Kolay lokma olmayı sen seçtin, açlar için fırsat oldun. Kapkara kapılar ardına gömdün canlı bedenini, ağladığını bile kimse duymaz orada. “Kız en güzel giysisini giymiş; Oğlan...

Ben Bağımlıyım

    İnsan, denemeden, yaşamadan anlamaz verilen öğütlerle doğruyu yanlışı. İçinde hep bir deneme isteği vardır. Ve doğuştan gelen aşırı özgüvenleri... Bağımlı olmak, elde olmayan sebeplerden dolayı gelmez insanın başına. Her insanda olan hislerde ve iradelerde saklanır bağımlılık arzusu... Bağımlılığı bir "arzu olarak adledebilirim; aşırı istek söz konusudur. Kişinin kendine yapabileceği en kötü davranışlardan biridir maddesel ve manevi bağımlılık. İkiside sonucunu "kısa sürede" belli etmez. Aslında birer bağımlı olmaya başlamışızdır fakat farkında değilizdir. Sonuç olarak kendimizi güçlü hissetmemizi sağlayabilen bir durumdur, bağımlı olmaya başladığımız halde, bağımlı değilim diyebilmek. Bu, kişinin kendini kandırma dönemine girer; "Ben bağımlı değilim" düşüncesi baskındır.           Bağımlı olunan şey çeşitlilik gösterebilir. Kimi zaman bir sevgili, bir sigara, alkol, uyuşturucu, dizi-film, internet, oyun, kumar, marka yada seks bağımlılığı......