Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Tiyatro etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Geç Kalanlar (Tiyatro Eleştirisi)

Bütün ilişkiler güzel başlar. Bütün evlilikler bir masal havasında geçer ilk yıllarında. Sonra zaman vurur insanları, en hassas yerlerinden. İncelikler unutulur, güzel sözler tükenir, yargılar ön yargılara, davranışlar alışkanlıklara dönüşür. Geç Kalanlar’da anlatılan hepimizin hayatı aslında. Bizim, sizin ve onların hayatı. Birbirlerini hala seven ama bunu söylemeyi unutmuş, en değerli anların yanından sessizce yürüyüp geçmiş genç bir çiftin geri dönüş çabası. Oysa ne zamanı almak mümkündür geri, ne de ağızdan çıkan bir sözü. Beraberken kıymet bilmek, yaşamımıza yıllar değil, yıllarımıza yaşam katmaktır önemli olan. O yüzden sımsıkı tutun hayatı, en sağlam yerinden o sizi bırakmadan önce. Hüznün sevinçle kavrulduğu, gözyaşlarının kahkahayla yoğrulduğu, sade, sıcacık ve samimi bir oyun Geç Kalanlar. Pervin Ünalp’ın kaleminden dökülen sözler, Nofel Valiyev’in yönetmenliği eşliğinde can buluyor ABT Sahnesi’nde ve duygusal bir yolculuğa çıkarıyor sizleri yetenekli oyuncularımızın eş...

Sokağa Çıkma Yasağı (Tiyatro)

9-17 Nisan arası düzenlenen ve Akdeniz Üniversitesinin ev sahipliği yaptığı “Uluslararası Tiyatro Festivali”, Galatasaray Üniversitesinin oyunu “Sokağa Çıkma Yasağı” ile son buldu. Oyun hakkındaki görüşlere geçmeden önce; Bu tür organizasyonların devamlılığı için okulun öğrenci topluluklarının çalışmalarını kesmemesini arzu ediyorum. Oyun baştan sonra bir otel lobisinde geçmektedir. Otelde kalan müşterilerin hepsi birbirinden farklı özelliklere sahiptir. Otel çalışanları ve otel müdürü de öyledir. Aralarındaki ortak payda ise kimsenin sokağa çıkamamasıdır, çünkü “sokağa çıkma yasağı” vardır. Belli saatler arasında sokağa çıkılabiliyor ve yasağın olduğu saatlerde de zengin kimseler lüks arabalarıyla sokaktan geçebiliyorlardı. Otelde geçen enteresan olayların birbiriyle bağlantıları pek olmasa da oyun içinde bağlandığı noktalar olmuştu. 1980’li yıllarda geçen oyunun metninde düzenlemeler yapılmış. Oyunda en dikkat çekici benzetme, seyircinin gözüne sokulan husus da diyebilirim, oteldek...

İçeridekiler (Tiyatro)

Bu sene Akdeniz Üniversitesinde 6.sı düzenlenen Uluslararası Tiyatro Festivali (İnternationel Theatre Festival), Akdeniz Üniversitesi Tiyatro Topluluğu tarafından organize edildi. 9-17 Nisan arası düzenlenen bu organizasyona spor faaliyetlerim nedeniyle ancak ilk oyunuma katılabildim. Melih Cevdet Anday’ın yazdığı “İçeridekiler” adlı oyunu Galatasaray Üniversitesi Tiyatro Topluluğu gösterime sundu. Saat 20:00’da başlayan oyun 22:05’te sonlanırken, oyundan sonar fuaye yapıldı. Şimdi oyun hakkındaki düşüncelerime geçiyorum. Sahne dekoruna bakıldığından ilginç şeyler görebiliyoruz. Küplerden koltuk yapılmıştı. Bir masa vardı ve üzerinde bir kase içerisinde leblebi vardı, sigara paketi ve çakmak… Arka tarafta demir parmaklıklar ve sahnenin tam ortasına yansıtılan bir saat ve oyun boyunca “tik tak” yapıp durdu. Bir komiser, bir öğretmen ve oyunun ikinci yarısında katılan öğretmenin baldızı oyuncularımız oldu. İlk bölüm komiser ve öğretmen arasında geçen yer yer sert çoğu yer ise hafif gül...

Maskeliler (Tiyatro)

Sosyal, siyasi ve daha baskın olarak psikolojik bir oyundu Maskeliler. Küçük oyuncu kadrosuyla büyük bir sorumluluk üstlenmişlerdi. Olay Filistin’de geçiyor ve İsrail’in yıllardır süre gelen sömürüsünden esinlenerek, İsrailli bir yazarın, Filistin gözüyle kaleme aldığı oyunun aslında nerede geçtiği çokta mühim değildi. Bu olay, ilerleyen yıllarda ülkemizde de olabilir. Dört duvar arasında üç kardeşin psikolojik savaşını izliyoruz. Dışarıda kıyamet kopuyor, içeride kardeşler savaşıyor. Dış kuvvetlerin gücü, öz kardeşleri birbirine düşman edebiliyor. Oyundan sonra fuaye oldu, şimdi oyun içinden notlar… Oyun üç kişi için yazılmış, üç öz kardeş üzerinden oynanıyor. Kardeşlerden biri ülkesi için gayri meşru örgütle işbirliği yapmaktadır. En büyük kardeşleri İsrail için çalışmaktadır, ülkesini para için satan kesimden. En küçük kardeşleri ise henüz on yedi yaşlarında çoğu olaydan habersiz ve içlerinde en masumudur. Bu üç kardeş arasındaki diyaloglarla geçen oyunun çoğu yerinde bir durgunlu...

Kanlı Nigar (Tiyatro)

Eski ve yerli tiyatro oyunlarının tadı hep aynıdır. Hiç ekşimez ve eskimezler. Yıllar geçtikçe daha modern kesme hitap etmek için, oyunun içine yeni sahneler koyulur. Tadına tat katan hallerdir bunlarda. Dozunu ayarlamakta önemli işçiliktir. Emek sahneden salona saçılıyor. Akdeniz Üniversitesi Yaratıcı Sanatlar Topluluğunun bir gösterisi olarak “Kanlı Nigar” oyunu sergilendi. Oyuna başlarken üstatlar anıldı. Onlar olmasaydı bu mirasların üzerine konamazdık. Bu miraslara sahip çıkmak için, yabancı oyunları sergilemek yerine bizim olanı oynamak daha makbule geçecektir. İyi seyirler! Oyun başlasın! İki buçuk saatlik oyunun ilk bölümünde oyuncular yavaşça tanıtıldı. Oyunun hemen hemen tüm sahnelerinde yer alan Abdi karakterinin performansı ayakta alkışlanacak türdendi. Mahallenin kahvehanesini işleten kendi halinde bir sakindir. Demirbaş karakterlerden biride Nigar’ın sevdiği adamdır (adını unuttum), yaşlı başlı, dinine düşkün ve bir oğlunun peşinden koşan adam kılığında dolaşmakta...

3.Sayfa Kadın Haberleri (Tiyatro)

Kadınlar hakkında bir yazı daha… “3.Sayfa Kadın Haberleri” adındaki tiyatro oyununu izlemek üzere Atatürk Konferans Salonuna (Akdeniz Üniversitesi Kampüsü) gittik. Sahnenin sol çaprazında, en ön koltukta yerimi aldım ve oyun başladı. Salon yine tıklım tıklımdı. Oyuncular üniversitenin personel ve akademisyenleriydi. Kadınlar gününe özel bir oyun hazırlanmıştı. Gazetelerin üçüncü sayfalarındaki haberlerden etkilenerek hazırlanmış oyunun genel teması, kadına yapılan şiddet ve kadın ölümleriydi. Bu tür konuları, drama ile anlatmak daha kolay olduğunu düşünüyorum. Fakat izlediğim oyundaki dramatize edilen sahnelerinden sadece ağlayan kadın halleri iyiydi. Koskocaman sahnede en az yirmi dakika durağanın durağan geçtiğini görünce izleyici sıkılıyor. Çünkü oyunda bir kadın çıkıyor ve yaşadığı zorlukları, çektiği acıları anlatıyor. Neredeyse üç beş tane monolog oyunu bir araya gelmiş ve bir tiyatro oyunu olarak bizlere sunulmuş gibiydi. Belli ki ortada bir emek var ve en azından kötü diyemey...

Hamile Adam (Tiyatro)

Günün anlam ve önemine ilişkin bir tiyatro gösterisi izledim. Oyun hakkında ki görüşlerimi anlatmaya çalışacağım. Gün içinde tiyatro gösterisine gitmek gibi bir planım yoktu, zaten plan yaparak yaşayamıyoruz. Arkadaşla beraber gittik salona (Atatürk Konferans Salonu – Akdeniz Üniversitesi Kampüsü), özel arabayla gidince böyle bir havalı falan oldu sanki. Salonda nereden bakarsan bin kişiye yakın öğrenci, öğretim görevlisi vardı. Protokol koltuğunda yerimiz hazırdı, eh bazı avantajlarımızı iyi yönde kullanmalıyız değil mi? Sahneye bir adım mesafede gösteriyi izlemeye koyulurken ışıklar söner ve sahne parlar… Sahnede ilk görünen henüz on sekiz yaşındaki genç kızdı. Telefonla sevgilisiyle konuşurken, hamile olduğunu büyük bir heyecanla söyler. Sevgilisi tepki vermez, bir süre sonra çocuğu kürtajla aldırmasını ister. Kız, buna karşı gelir, telefon kapanır. Kızın annesi odaya girer, dertli gözükmektedir. Annesini güldürmeye çalışsa da bunu başaramaz ve annesinden derdini söylemesi ister, ...