Ana içeriğe atla

Kayıtlar

İnsanlar etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Hayattan 22 Varsayım

1. Araba kullanma yürü; ev almasan da olur, gez. *Araba kullanmadığımızda trafik kazaları olmaz ve insan ölümleri azalır. İnsan insana çarparsa ölmez ya? Ev alarak kendimizi bir yere bağlamış oluruz. Göçebe hayat çok mu iyi derseniz, bence değil. Bir şehre bağlılık başkadır. 2..Hayatın fıkra olarak anlatılmasın da sen fıkra anlatmasan da olur. *Bir standart yakala. 3. Sevincini kim niye erteler ki? *Ertelenen sevinçler, kesin olmayan sonuçların ön tedbiridir. 4. Selam verdiğin insanları iyi seç nasıl selam verdiğini falan da iyi seç. Bu bile hayatını etkileyebilir..Kelebek etkisi gibi. *Tabi olum. Biri bir selam verir o an kendini iyi hissedersin. Diğeri bir selam verir "keşke vermeseydi" dersin. 5. Trafikte kalınca in yürü böylece az stres bol oksijen. *Kesinlikle deneyin. Üniversite sınavına giderken yaptım bunu, ve otobüsten önce vardım. 6. Şükredecek bir hayatın olsun ki her adım attığında şükredebilesin. *Helal lokma ye, kl hakkına bulaşm...

Dejavulanmaca

Çok kısa konuşacağım, dinleyebilirsin beni birkaç dakikalığına? 157680 saatten fazla yaşadığımı biliyorum. Bu zaman içinde yaşadığım onca olayı hatırlamam çok zor değil mi? Sadece akılda kalabilen ve hayatını etkileyen, kökten değiştiren olayları hatırlayabilirsin. Onu da bir süre sonra unutmazsan eğer… Çocuk yaşta yaşadığın olayı son günlerde tekrar yaşadığında üzerinde çokta durulmaz. Aradan onca zaman geçmiş neticede. Bir şey bir kere olacak diye kaide yok elbette. Yani takıldığım nokta şurası ki; Bir şey yaşıyorsun, aradan az bir zaman geçiyor, yaşadığın olayın tıpkısının bir benzerini tekrar yaşıyorsun, evet evet! “Dejavu“ diyorlar ona. “Sinirden gülmek” deyimini gözünün içine kadar sokan olaydır. Kafayı bulandırır. Sık sık oluyorsa akıl sağlığının yitirilmesine işarettir. Kişiyi mutsuz eder, can sıkar, kötüdür. Tekrarlanan olay, bedensel ve ruhsal zararlarsa of! Kaç kurtar kendini… Ama nereye? İstanbul’da bir deprem olsa, hani o büyük depremden söz ediyorum, yollar moloz yığınıyl...

Hayatındaki F5 Tuşu

Merhaba sayın okuyucu, uzun zamandır görüşemiyoruz galiba. Açıkçası özlemiş olabilirim buraları, buna yazının sonunda karar vermiş olurum zaten. Bazı özel nedenlerden ötürü neredeyse 6 gündür blog güncellenmiyordu, Huh! buna son veriyorum. Sen nasılsın? Bugün yine ana konumuz insanlar olacak. Soyut anlamda ele almaktansa benzetme yolunu kullanmayı tercih ettim birde. Bu sefer insanları bilgisayara benzetiyorum. Eğlenceli olacak gibi (benim için öyle) önce ben yazayım da okuması sana kalsın. Gerekli malzemeler bir araya getirildiğinde iyi ya da kötü (özelliklerine göre) bilgisayar üretilebilir. İnsan üremesinde kullanılan araç-gereçlerde bellidir. Küçük yaşta kodlanmaya başlayan insanlar, kendilerine özgü huy edinirler. Alışkanlıkları ve yaşama biçimleri de kendilerine özgü sayılır. Uzun yıllar süregelen bu alışkanlıkları değiştirme fırsatları olur. Kimi bu anı iple çekerken, kimi ise değişmekten korkar. Değişim hele ki insan için olası güç haldir. Bir bağlılık hatta bağımlılıktan sıyrı...

Soğumak

Bu insanların hepsinin içine şeytan girmiş, sıçmış kaçmış gibi. Ota boka konuşmaya çalışıyorlar, bilmiyorsan sus öküz. Biliyorsan da sus? Nedir bu içindeki konuşma merakı anlamıyorum ki. Çokbilmiş insanların hepsi salak gibi duruyor oturduğu yerde. Böyle manalı manalı bakışlar falan da var işin içinde. Kusarım bak!                 Bide ısrarcı tavırlarına bir ton küfür ediyorum. Ben istemiyorsam istemiyorum demek değil midir? Niye aynı soruyu bin kere soruyorlar? Sonra o insandan nefret etme işte. En yakının bile olsa soğuyorsun birden. Havalarda soğudu zaten. Bu ay hiç iyi başlamadı. Hiç. Her şeyden soğuma dönemine girmiş olabilirim. Sıkıya gelemediğim günler bunlar. Dikkat edin bana. Fazla soru sormadan sonuca gidin, huyuma gidin ama yanlış yaptırmayın, iyi geçinin ama küs kalmayın arada, bira ısmarlayın ama sizde için, beynimi meşgul edin ama oynamayın benimle. Saçlarımı da kestirdim beğenmedim lan açı...

Unutmak Mı?

Erken unutulmak ne demek? Takıldım bu soruya, irdeleyelim biraz dimi? Bak şimdi öncelikle şunu sormak gerek; Neden unutuyor ki? Unutmasını gerektiren bir durum mu var yoksa başka şeyler, bizim bilmediğimiz şeyler varda mı, unutmalı? Ayrıca nasıl unutuluyor ki? Var mı öyle şey… Önemli soru: Unutabilen var mı? Benim bir hayatım var, içinde insanlar falan var, cansız varlıklar da var. Kalabalık bir hayatım var. Ben mutluyum dimi hayatımdan? Şimdi iyi insanlarda var, tanışıklığımda var, seviyoruz birbirimizi, geçinip gidiyoruz. Her şey normal, her şey sıradan… Aramızda bir sorun mu olmalıydı? “Neden beni unutsun?” diye düşünelim. Ona küfür mü ettik, kırdık mı, vurduk mu, kandırdık mı, öptük mü? Ne yaptık beyler! Daha yaratıcı bir fikri olan var mı? Soğuk bir dönem yaşıyor olabiliriz onunla, uzun zamandır da konuşmuyoruz öyleyse. Bir şekilde günde bir kere aklına gelebiliyor, sanıyorum onun içinde geçerli. Ama konuşmuyoruz dimi? Geçerli bir sebebi var diyelim bide. İkisinden bir...

Başka Dilde Aşk - Neler Öğretti?

 “Hayat bu kadar zor mu? Atılır mıyız oyundan benzemezsek onlara? Bahanemi lazım, mazeretimiz mi kalmamış? Çok ayıp olmuş…” diye biterken film, başlıyorum anlatmaya. “Sormuşlar onlara; Ayıp olmaz mı? Ayıp neydi? Bilen var mıydı? Ya da ayıp olmayan bir şey var mı? Bahane mi lazım bize? Aşka inanmak için bahane mi lazım? Kazanmak için hırslı birer oyuncu gibi kabul edilirse aşıklar; oyunun adı da aşk olmalı. Aşkın türleri var mı bilmiyorum ama bu, çok farklı bir duygu ve kazanmak için kaybetmeyi göze almış kimselerin oyunu. O kadar zor mu bu oyun? O kadar acıtır mı canı? Yaşamayanın, tatmayanın, arzularını kullanamayanların anlamayacağı bir his, kabul edilir bu. Söylesene; kendisinden utananların kazanmaya ne yüzleri olur ki? Hem, sen kendinden utanırsan başkası ne yapsın? Bir darbede onlar vurmasın mı? Kolay lokma olmayı sen seçtin, açlar için fırsat oldun. Kapkara kapılar ardına gömdün canlı bedenini, ağladığını bile kimse duymaz orada. “Kız en güzel giysisini giymiş; Oğlan...

Mutlu Olurken...

Kabul etmeliyiz! Herkes mutlu değil, hatta mutlu olanlarda gerçekten mutlu değil. Nereden bildiğimi boş ver çocuk! Gerçek olanı bilmek yeterli olsun senin için. Mutlu olmayı bilmeyen insanlar bile var, evet evet, mutluluğun adını duymayan bile olabilir. Bir film adı sanıp, izlemeden geçen de olabilir mi? Mutlu olmanın basit yolları var arkadaş! En başta "çocuk" olmak, yada çocuk kalabilmek. Sen! evet, bu yazıyı okuyan kişi, adın her neyse, işte o; Kaç yaşında olduğun mühim değil, bana çocuk olmak istediğini söyler misin? -"Hayır" dediysen devamını okumana gerek yok, güle güle; -"Evet" dediysen, bir nefes al gel yine.... Kabul etmen gereken şeyler var, öncelikle senden bir adet var, ve benzerin yok, özel olduğunu suratına vurmazlar her gün, bunun farkına var ve öyle davran. İnsanlar içinde farklı statüler vardır. Sen kendi statünü de belirleyecek konuma gelirsin. Merak ettiğin "ne zaman olacağı" d...