Bu gün Pazartesi. Kendisini hiç sevmediğimiz, sendromlardan sendromlara koştuğumuz bu zavallı pazartesi olmazsa ne yapardık bilmiyorum. Cumayı sevmek için bir nedenimiz olmazdı mesela ya da pazar günü yapılan banyoların, her zaman hazır olması gereken jilet gibi kıyafetlerin hiç bir anlamı olmazdı. Ayrıca bu günün adını değiştirsek ya da yerini değiştirsek yine sevmeyiz kendisini. Sevmeyiz ama kendimizle çelişmekten de geri kalmayız. Eğer pazartesi olmasaydı yeni başlangıçlar nasıl yapılırdı? Mesela kilo vermeye ne zaman başlardınız? Salı mı? Perşembe ? Pazar? Bence hiç biri ''pazartesi günü başlarım'' cümlesi kadar sempatik değil. Büyük acılar içindesiniz yıkıntı döküntü altında kalmış hissediyorsunuz kendinizi en kötü ihtimal bir pazartesi gelir ve yeniden ayağa kalkma hissiyatı verir size. Pazartesi sendromdur doğrudur ama aynı zamanda da yeniden başlamaktır, sıyrılmaktır,karar vermektir. Aşık olmaktır mesela pazartesi. Biriyle tanışırsınız,konuşursunuz sonra bir pazartesi sadece pazartesi güzel uyanırsınız. O his sizi o günün en güzel insanı kılar ve geçen hafta da o hissiyatla devam edersiniz. Düşünsenize bu hissi bir çarşamba günü yaşadığınızı haftanın tam ortası pazara çok yakın. Pazar günlerini de bilirisiniz işte kimi zaman dolapta unutulmuş kayısı reçeli gibidir bazen sofraya konulan ama hiç dokunulmamış kimyon gibi ya da ne bileyim akşamüstü saat 5 de tek ders için dershaneye giden çocuk gibidir pazar. Pazartesi yine patates gibi uyanmak zorunda kalırsınız. Oysa iyisiyle kötüsüyle pazartesi başlarsanız haftayı da kurtarmış olursunuz. Başlangıçlarınızı yapmış, kararlarınızı vermiş ya da en azından nefes almaya yakın uyanırsınız. Yaşlarımız kadar yaşadığımız onca pazartesi ve yaşayacağımız onca pazartesiye selam olsun. Pazartesilerle anlaşmak dileğiyle.
Öncelikle uzun zaman sonra sinemaya gidebilmenin vermiş olduğu heyecanı bu güzel filmle taçlandırmak şahane oldu benim için fakat 21.45 seansından mıdır bilinmez salon bomboştu. Ben ve iki arkadaşım dışında salonda hiç kimse yoktu. Gişe filmi olmaması en güçlü sebeplerden biri olabilir miydi? Peki ya bilet fiyatları? Cannes Film Festivalinde (2022) prömiyer gösterisi yapılan filinin birçok ödül aldığını söyleyerek başlayalım. Avrupa'nın Oscarları olarak bilinen Avrupa Film Ödülleri'nde En İyi Kurgu ödülünü kazanan "Kurak Günler" Emin Alper tarafından yönetmenliği yapıldı. Alper'in daha ödüller alan daha önceki filmleri: “Tepenin Ardı” (2012), “Abluka” (2015) ve “Kız Kardeşler”in (2019). Kurak Günler Türk sinema tarihinin "en" listelerine girecek kadar başarılı ve yarattığı atmosferle de travmatik etkiler bırakan, gerçekçiliği ağır basan bir Türkiye metaforudur. Politik gerilimin üst seviyede yaşanması hiç yabancı olmadığımız sahnelerin ruhumuza sirayet...
