Ana içeriğe atla

Aksomedya'nın Yıldızı





Yaşadığım Tarih ( 10 Temmuz 1992)
Geldiğim Tarih  (03 Ekim 2136)
Saat: 14.17

    ‘  Asla böyle olacağını düşünmemiştim. Aklımın ucundan bile geçmiyordu. Evimden çok uzakta, şehirler değil, ülkeler değil, galaksiler kadar uzakta bir adama nasıl aşık olabilirdim. Gerçekten benim aklım neredeydi? O günleri anımsarken hala bir şekilde canımın yandığını hissedebiliyorum. Hiç kimse bana inanmadı. Hatta ben bile bir an delirdiğimi düşündüm. Ama o sesi her duyduğumda hiç kimse önemli olmuyordu benim için. Ve ruhum özgürlüğe doğru koşuyordu. Ona koşuyordu…’


Yaşadığım Tarih ( 19 Temmuz 1992)
Geldiğim Tarih  (19 Ağustos 2032)
Saat: 20.25     

     ‘ Onunla olmaktan mutluyum ve hayatımın geri kalanını onunla geçirmek istiyorum. Fakat bedenime ne olacağına dair korkularım var. Sonuçta geri dönüyorum ve o hep beni bekliyor. Bu sefer döndüğümde susuzluktan ölmek üzereydim. Yine de her şeye değer. Hiç kimse inanmasa bile ben biliyorum. Hiç kimse inanmasa bile artık o galaksinin güneşiyle ısınıyorum. Ruhum altından bir fanus içinde nefes alıyor.’


Yaşadığım Tarih (  1 Ağustos 1992)
Geldiğim Tarih  (16 Nisan 2032)
Saat: 01.17

      ‘ Bir haftadır buradayım ve hiçbir yere gidemedim. Yaşamaktan korkuyorum. Bu beden çok hassas ve çok fazla ihtiyacı var. Artık buradan ayrılmam gerek. Zaman benim için bir kâbus. Asla bir düzene sahip değil ve tek bir yöne akmıyor. Çevremdekiler bendeki değişimin farkındalar. Onlardan ayrılmak istemesem de yapmak zorundayım. Seni gerçekten seviyorum anne.’

        Kahverengi paltolu kadın neye uğradığına şaşırmıştı. Elindeki mavi ciltli deftere baktı ve bir adım geri attı. Bu kızının çocukluktan beri sakladığı defteriydi. Bu onun denizkızıydı. Onun günlüğüydü. Odanın ortasında hareket edemeden öylesine kalakalmıştı. Buraya birçok kez girmişti ama ilk defa fark ediyordu. Odada birinin yaşadığına ait hiçbir kanıt yoktu. Sadece bir yatak, bir masa, bir defter ve kalemler. Bir gece kalıp gidecek bir ziyaretçinin odası gibiydi daha çok. Bu evde kızı mı yaşıyordu? Gerçekten bu defter kızına mı aitti? Hastanede yaşayan kızını düşündü. Doktorlar hayata dönmek istemediğini söylüyorlardı. Beyin ölümü çoktan gerçekleşmişti. Kadın korkarak titreyen parmaklarını deftere götürüp bir sonraki sayfayı çevirdi.

Yaşadığım Tarih ( 4 Ağustos 1992)
Geldiğim Tarih  (1 Aralık 2032)
Saat: 17.56

       ‘ Kendi yaşadığım dönemden her gidip geldiğimde zaman ilerlemiş oluyor. Fakat gittiğim yerlerde ne zaman ne de mekânın bir önemli var. Yine de hangi zamanda olduğumu öğrenmek için oradaki zamanı insan zamanına ayarlayacak birkaç yöntem geliştirdim. Gittikçe daha zekileştiğimi hissediyorum. Yaşadığım dünyada ne bir işim ne de param var. Oturduğum dairenin parasını bile babam veriyor. Onlara dışarıda bir yerlerde araştırma yaptığım yalanını söyledim. Bana inanmayacaklarını biliyorum. Sevdiğim adam onlara doğruyu söylemem gerektiğini söylese de buna cesaretim yok. Ayrıca onun dediğine göre yolculuklarım sırasında ölürsem bedenime ait olan ruhumun enerjisi varlığını devam ettirecekmiş. Sonsuza dek onun yanında kalabileceğim. Bu şekilde düşününce ölüm hiç de korkunç görünmüyor.’

Yaşadığım Tarih ( 4 Aralık 1992)
Geldiğim Tarih  (1 Mayıs 2384)
Saat: 02.34
  
     ‘Bugün Aksomedya’nın kalbindeki kara deliği gördüm. Devasa ışık kürelerinin toplandığı ve yok olduğu bir boşluk gibiydi. Etrafındaki tüm ışığı içine çekiyor ve yok ediyordu. Altın fanusunun içinden bana gülümseyen Henry ( Dilime daha kolay geldiği için ona bu ismi verdim. Gerçek adı Xquria ) ilk defa beni sevdiğini burada söyledi. Hayatımın sonuna kadar burada kalmak istiyorum. İnsanların farkımda bile olmadığı o eski hayatımda bana yer yok. Bugün bunu anladım. Şu an tek dileğim bu yolculuk sırasında ölmek.’

      Kadın gözyaşlarını sildi ve durduğu yerde yıkıldı. Kızını hiç tanıyamamıştı. Onun mutlu olduğunu, bir araştırmada görevli olduğunu zannediyordu. Onun hayatına dair hiçbir fikri yoktu. O anlatmayı denediğinde yine hangi filmi izledin sen diye söylenmişti babası ve bir gün oraya giderse geri dönmemesini tembihlemişti kadın. Ve şimdi olan oluyordu. Kızı gerçekten dönmemek üzere gidiyordu. Zorlada olsa ayağa kalktı ve kocasını aradı.
      Bir saat kadar sonra fırından yeni çıkmış tartları ve sıcak kahveleri eşliğinde defterin bütün bölümlerini okumaya başladılar. Defter kızlarının liseye başladığı zamandan üniversiteyi bitirene kadar olan bütün zamanları kapsıyordu. Kızının bu şekilde yaptığı yolculuklar çok önceleri başlamıştı ve onlar aynı evde kalmalarına rağmen bunun farkında değillerdi. Bir süre sessizce birbirlerine baktılar. O an hiçbir söz söylenmeden bir anlaşmaya varılmıştı.
      Genç kızın odasındaki doktor masanın üstündeki formu aldı ve doldurdu.
Ölüm Saati: 10.06
       Ve bir uzay bilimcisi hızla koşarak büyük bir odaya girdi. Elindeki kâğıtları masanın ortasına hızlıca fırlatarak heyecanla defalarca tekrarladı.
 — Sonunda oldu. Sürekli bir görünüp bir kaybolan yıldızın ışığını saat 10.06’da yakaladık.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kurak Günler Film Eleştirisi

Öncelikle uzun zaman sonra sinemaya gidebilmenin vermiş olduğu heyecanı bu güzel filmle taçlandırmak şahane oldu benim için fakat 21.45 seansından mıdır bilinmez salon bomboştu. Ben ve iki arkadaşım dışında salonda hiç kimse yoktu. Gişe filmi olmaması en güçlü sebeplerden biri olabilir miydi? Peki ya bilet fiyatları?  Cannes Film Festivalinde (2022) prömiyer gösterisi yapılan filinin birçok ödül aldığını söyleyerek başlayalım. Avrupa'nın Oscarları olarak bilinen Avrupa Film Ödülleri'nde En İyi Kurgu ödülünü kazanan "Kurak Günler" Emin Alper tarafından yönetmenliği yapıldı. Alper'in daha ödüller alan daha önceki filmleri: “Tepenin Ardı” (2012), “Abluka” (2015) ve “Kız Kardeşler”in (2019). Kurak Günler Türk sinema tarihinin "en" listelerine girecek kadar başarılı ve yarattığı atmosferle de travmatik etkiler bırakan, gerçekçiliği ağır basan bir Türkiye metaforudur. Politik gerilimin üst seviyede yaşanması hiç yabancı olmadığımız sahnelerin ruhumuza sirayet...

2025 Yarış Takvimi Özeti - Tandem Bisiklet Yarışları

  2020 yılından bu yana Gran Fondo parkurlarında rüzgara karşı pedal çeviriyorum. Bisiklet benim için bir tutkudan öte, her yarışta kendimi yeniden keşfettiğim bir yolculuk oldu. Ancak 2025 yılı, kariyerimde ve hayatımda bambaşka bir sayfa açtı. Bu yılın benim için anlamı çok büyük; çünkü gönül verdiğim tandem bisiklet , artık Türkiye Bisiklet Federasyonu ’nun resmi yarış takvimine dahil edildi. Bilmeyenler için kısaca anlatayım: Tandem, sadece iki kişinin bindiği bir bisiklet değil; bir güven ve uyum senfonisidir. Önde yolu gören ve yön veren " Pilot ", arkada ise gücüyle ona eşlik eden görme engelli sporcu " Stoker " yer alır. Biz bir bütünüz; iki beden, tek bir makineyiz. Tarihi Bir Başlangıç: Balıkesir Edremit Sezonun ilk startı Nisan ayında Balıkesir Edremit’te verildi. Federasyonun düzenlediği bu ilk resmi yarışlarda yer almak, sadece bir sporcu olarak değil, bu branşın öncülerinden biri olarak orada bulunmak tarif edilemez bir duyguydu. Yarış heyecanı teknik...

Zeytinli Rock Festivali 2019 Notları

Türk Rock müziğinin en etkin festivallerinden biri de Balıkesir'de yıllardır düzenlenmektedir. 90'dan fazla ismin sahne aldığı festivalde rock müziğin yeni isimleri bir yana dursun, rap dünyasından da oldukça fazla misafirleri vardı. Balıkesir'in Edremit ilçesinde Akçay sahilinde düzenlenen festivalde Milyon Yapım'ın emeği büyük. Umut Kuzey ve arkadaşları tarafından organize ediliyor. Buradan bir kez daha teşekkürlerimizi iletelim. Çünkü festivaller bizim nefes alabildiğimiz ender alanlardan biridir. Müziğin, kampın, denizin ve gençliğin bir arada olduğu alternatif neyimiz kaldı ki? Festival olağan şartlar altından bir takım kısıtlamalarla gölgelense de, zamanla bunların da üstesinden gelinir diye düşünüyorum. Festival alanında saat 22.00'dan sonra alkol satışının yasaklanması bunlardan biriydi. Bu konuda sıkı denetim kamp dışında da vardı. Kamp alanında saat 21'den itibaren bir alkol kuyruğu söz konusuydu. Öte yandan da konserler devam ediyor ve belki de sevd...