Tam anlamıyla olmuş diyebileceğimiz bir aksiyon filmi. İçerisinde bolca hız ve ekranı tamamıyla kaplayan patlama sahneleriyle dolu. 2004 yılında çekilmiş ve ABD yapımı. Klasikler arasına girmiş bir senaryosu var. Yönetmenimiz, Matt Johnson. Bence başarılı bir film olmuş sahnelerin çekim hızı motorların hızından daha yüksek. Sahne geçişleri sanki ardı sıra hazırlanmış "geçiş efekti" gibi, hoş duruyor.
Her zaman görülür şey değildir bir FBI ajanını kötü adamlarla işbirliği yapması. Zaten kötüyse direk kaybediyor ama polisin kaybetmesi -ki görevini yaparken kaybetmiyor arası ayrı- ama nadir görünür bunlar Amerika'da. Motor tutkunlarının izlemekten keyif alacağı bir film ve dört ayaklı araçları sevmeyenlerin de oldukça ilgisini çekebilir. Adı üzerinde "Hız Tutkunları"nın gönlünü hoş etmek için yapılmış. Başrol oyunculuğunu yapan Martin Handerson'un performansı oldukça başarılıydı. Hareket halindeki trenin üzerinde motorla ilerleyiş sahnesini çok beğendim. Biraz cesaret ister tabi. Cary Ford rolüyle izlediğimiz Martin Handerson, cinayet suçlamalarının ortasında kalıyor. Üç arkadaşı ile bu işin içinden sıyrılmaya çalışıyor. Filmin sonundaki, en sonundaki sahneye dikkat! Her şey olup bitti arkada patlamanın verdiği ürkütücü alev zımbırtıları dururken, "Nereye gidiyoruz?" sorusuna Ford'un verdiği cevap, "güneye..." Şimdi filmi izlerken tüm bu olayların Türkiye'de geçtiğini falan düşünüyorum. İstiklal caddesinde kovalamaca, o tren sahnesi Bağcılar-Kabataş tramvay hattı olsa tozlu topraklı yol E-5'in kenarı olsa yada bir köy türü yer mesela? Sonra filmin sonunda sorulan soruya "güneye..." derken Antalya'ya gidilse motorlarla ne hoş olur.
Neyse bundan 5,10,15 yıl sonra bizde göreceğizdir böyle filmler. Neler öğrendik bölümünü de tamamlayalım. Suçsuzluğunuzu kendi ya da samimi olduğunuz yakınlarınızla ispat edebileceğiniz inanıyorsanız polise teslim olmayın. Biliyorsunuz burada bürokrasi ağır işler. Suçsuzluğunuz kabul edilene kadar ölür gidersiniz. Yahutta Aziz Yıldırım gibi hücrenizde hasta olur çıkarsınız. Bu arada Aziz Yıldırım tahliye olmuş. Bir diğer öğrendiğim konuysa ki bu öğrenilmiş bilgidir aslında, "Kolay olsaydı bu kadar eğlenceli olmazdı" cümlesidir. Biz zaten zoru hep sevdik.