2011 ABD, Kanada ve Fransa yapımı olan filmin türü: Korku, suç ve psikolojik gerilimdir. 102 dakikalık filmin yönetmeni Julien Magnet'tır. Filmin ana karakteri Anna Marchant'ın (Milla Jovovich) başından geçen bir olayı ele alınmaktadır ve film bunun üzerine kurulmuştur.
Psikolojik bir savaş veren Anna'ın yaşadığı trajik olaylar gerçekten izleyenleri de zorluyor. Bir seri katilin saldırısına uğrayan Anna geçirdiği kaza sonrası beyinde oluşan bir hasar nedeniyle yüz körlüğü (Prosopagnosia) yaşar. Seri katili tek gören kişi odur ve katilin yüzünü hatırlamıyor. Yakınındakileri hatta kendini aynada bile tanıyamıyor. Bu durumun kendi başınıza geldiğini düşündüğünüzde gerçekten çok ürkütücü oluyor. Çok nadir rastlanan bir yeti kaybı olmasına karşın beynin görebileceği bir hasar sonucu bu hastalık ortaya çıkabilir. İşte tüm film boyunca süren bu yüz tanıyamama durumu olayların çözülmesine, katilin yakalanmasına izin vermiyordu. En yakınındakinin katil olabileceği düşüncesiyle bir ömür yaşanmazdı elbette. Öz babasını dahi o katil olabilecek kişiler arasına koymuştu. İzleyenleri gerçekten geriyor. Katilin kim olabileceği hakkında ki düşüncelerim arasında iki isim vardı zaten hepi topu sürekli yüzü, sesi gözüken üç erkek oyuncu vardı. Tahmin 1 doğru çıktı.
Filmin sonu hakkında tüyo vermek istemiyorum kesinlikle merak edenlerin izlemesini tavsiye ediyorum. Anna'nın elinde bir silah ve karşısında iki adam hangisinin doğru kişi olduğuna nasıl karar verdi? Aslında filmin konusu biraz değişik yani nadir rastlanan bir hastalığın da nadir bir konusu olur. Yeterince korkunun olduğunu düşünmüyorum ama iyi psikolojik baskı yarattığı kesin.
Sam Kerrest (Julian McMahon), Lanyon (Jason Wishnowski) ve Bryce (Michael Shanks) bu üç oyuncunun içinde en iyi rolü, seri katil olan Lanyon'un yaptığına inanıyorum. Katil suçlamalarım arasında kendisinin ismi ilk sıradaydı fakat büyük polis Kerrest'tende bir ara şüphelendim. Kafanızı karıştıracak bir sürü isim yok zaten üç isimden biri olacaktı katil ve oldu. Ama katilin ismi sahneye göre değişiyordu kafalarda.
Psikolojik bir savaş veren Anna'ın yaşadığı trajik olaylar gerçekten izleyenleri de zorluyor. Bir seri katilin saldırısına uğrayan Anna geçirdiği kaza sonrası beyinde oluşan bir hasar nedeniyle yüz körlüğü (Prosopagnosia) yaşar. Seri katili tek gören kişi odur ve katilin yüzünü hatırlamıyor. Yakınındakileri hatta kendini aynada bile tanıyamıyor. Bu durumun kendi başınıza geldiğini düşündüğünüzde gerçekten çok ürkütücü oluyor. Çok nadir rastlanan bir yeti kaybı olmasına karşın beynin görebileceği bir hasar sonucu bu hastalık ortaya çıkabilir. İşte tüm film boyunca süren bu yüz tanıyamama durumu olayların çözülmesine, katilin yakalanmasına izin vermiyordu. En yakınındakinin katil olabileceği düşüncesiyle bir ömür yaşanmazdı elbette. Öz babasını dahi o katil olabilecek kişiler arasına koymuştu. İzleyenleri gerçekten geriyor. Katilin kim olabileceği hakkında ki düşüncelerim arasında iki isim vardı zaten hepi topu sürekli yüzü, sesi gözüken üç erkek oyuncu vardı. Tahmin 1 doğru çıktı.
Filmin sonu hakkında tüyo vermek istemiyorum kesinlikle merak edenlerin izlemesini tavsiye ediyorum. Anna'nın elinde bir silah ve karşısında iki adam hangisinin doğru kişi olduğuna nasıl karar verdi? Aslında filmin konusu biraz değişik yani nadir rastlanan bir hastalığın da nadir bir konusu olur. Yeterince korkunun olduğunu düşünmüyorum ama iyi psikolojik baskı yarattığı kesin.
Sam Kerrest (Julian McMahon), Lanyon (Jason Wishnowski) ve Bryce (Michael Shanks) bu üç oyuncunun içinde en iyi rolü, seri katil olan Lanyon'un yaptığına inanıyorum. Katil suçlamalarım arasında kendisinin ismi ilk sıradaydı fakat büyük polis Kerrest'tende bir ara şüphelendim. Kafanızı karıştıracak bir sürü isim yok zaten üç isimden biri olacaktı katil ve oldu. Ama katilin ismi sahneye göre değişiyordu kafalarda.
Seri katilin kadınlardan neden intikam aldığını anlayamayabilirsiniz belki... Dikkatten kaçabilir çünkü geri planda kalıyor bu olay. Benim fikrime göre katilin kafasındaki düşünce: Katilin cinsel sorunları var ve bu sorunu kadınlar üzerinde (cinsel saldırı) aşmaya çalıyor ancak başarılı olup olamadığını kestirmedim. Başarılı olamadığını düşünüyorum sonrasında ise tecavüz edemediği kadından utandığı için onu öldürüyor, öldürdüğü içinde ağlıyor. Bu 7 kez tekrarlanıyor. Anna ise 6.sırada yer alıyor.
Neler öğrendik? Bir kör ile Prosopagnosia'lar arasında bence çok bir fark yok. En yakınınızdaki insandan şüphe ediyorsanız yaşamak sizin için birkaç kat daha zorlaşıyor. İnsanları yüzleri dışında nelerinden tanıyabiliriz? sorusuna yanıt aramamızı sağladı. Mesela birini kravat bağlayışı yada yürüyüşünden, adım atışı, kalçası, vücut yapısından, saçlarından ve birçok fiziksel özelliğinden ayrıca vaktiniz varsa konuşmasın da kullandığı tonlama ve kelimelerden de tanıyabiliriz.
